"Düğünümde fotoğrafları ben çekerim"

Bu bölümde artık Seyit ve Şura’nın birlikte olamayacakları, başka hayatlara savrulacakları ince ince işlenmeye başladı. Hatta bu durumu, bize öyle hissettiriyorlar ki yakında, kendimizi “Mürvet, Seyit için en iyi kısmet.” derken bulabiliriz.

Hep böyle gülmeni beklerim.


Seyit ve Şura’nın birbirlerinden uzaklaşmaya başlayacakları yönünde sahneler gördük. İki sevgili birlikte uyandıkları günün sabahında mutluyken akşama kadar birbirlerini yıpratacak birçok olayla karşı karşıya geldiler. Aslında olaylardan daha fazla kişiler ilişkilerini etkiliyor. Tina’nın Çamaşırhane'de Seyit’le konuşması, ardından gecenin sonunda Petro’nun Seyit’i tahrik ederek Şura’nın gözü önünde Seyit’in, kendisine yumruk atmasını sağlaması…Üstelik de tam Seyit, Şura ile sürpriz bir evlilik töreni organize ederken!

Seyit, Şura’dan habersiz nikâh işlemleri için Celil’den, küçük bir kutlama için de Ali Dayı’dan yardım istiyor. Şura da Seyit’in kendisini onun yanında kalabilmesi için ikna etmesi yönünde, Seyit’e açık kapı bırakıyor. İkisi de birlikte olmaya can atıyorlar; ancak Tina ve Petro’nun Seyit’e karşı tutumu, Şura’nın zaman içinde “yıpranmışlığı”, üstüne Seyit’in de son günlerdeki fevri tavırları eklenince ilişkileri çıkmaza giriyor. Ayrıca bölüm boyunca, Tina ve Petro’nun Seyit’e karşı aşırı tepki gösterdiklerini düşünüyorum. İkisinin de haklı nedenleri olmasına rağmen fırsat buldukları anda Seyit’e karşı düşmanca tavırlar sergilenmekten geri durmuyorlar.

Seyit ve Şura’nın ayrılığında, bir netlik olsun, Mürvet’e karşı izleyici kin beslemesin, onu da sevsin derken Seyit ve Şura, ilk sezon tanıdığımız Seyit ve Şura olmaktan uzaklaşıyor. Buna sebep olarak Seyit’in 8 ay boyunca idamını bekleyen bir mahkûm olduğu, Şura’nın da olgun bir genç kadın olmaya başladığı söylenebilir; fakat bu sebepler onların ayrılığını tek başına destekleyemez. Bu sezon Seyit’in karakteri daha fevri. Çamaşırhane'de, Yüzbaşı Billy ile tartıştıktan sonra onun arkasından gitmeye kalktığı sahnede bunu görebiliyoruz. Bizim tanıdığımız Seyit, sinirli; fakat sinirini doğrudan belli etmeyen, düşmanına karşı hamlesini zekâsıyla yapan bir erkekti. Üstelik 8 ay boyunca mahkûm edilmiş olması, bu hayatta gördüğü tek zorluk değil.

O, İstanbul’a gelmeden önce tüm ailesini kaybetmiş bir insan. Şura’ya gelince, genç bir kadın olgunluğuna sahip olması güzel; ancak bizim bildiğimiz Şura, her koşulda Seyit’i seven, ona inanan, güvenen, herkese karşı onu savunan bir kadındı. Hala da öyle ve belki dediği gibi yorulmuş olmasını bir nebze kabul edebiliriz; ancak Seyit’in Şura’ya karşı fevri çıkışları, ufak bir tartışmada bile Petro ile yakınlığına vurgu yapması ondan beklediğimiz davranışlar değil. Seyit, Şura’ya karşı her zaman anlayışlı, kibar ve onu üzmekten korkarcasına yaklaşan bir erkek oldu. Şimdi bu ani değişim sadece 8 aylık mahkûmiyete bağlanamaz. Olsa olsa Mürvet’in hikayeye bir an önce dahil edilmek istenmesine bağlanabilir.

Mürvet’i ayakaltından çekersin diye sana güveniyordum Emine.

Emine ile Mürvet’in, ayrılığın ardından yeniden bir arada olan anne-kız hikâyesi çok güzel. Annesinin, Mürvet’e düşkünlüğü, neden bu kadar korumacı davrandığı, her fırsatta açıkça anlatılmaya çalışılıyor. Tokattan sonra, otel odasındaki konuşmada ise Emine’nin anlattıkları, yaşadığı sıkıntıların kitaptan özeti gibiydi. Açıkçası o kısım, kitabı okuyanlar için özetle hızlı geçiştirilmesi gibi oldu. Diğerleri için ise güzel bir açıklama olabilir. Emine’nin Pera’ya dair anlatımları, bu sezon bize, o dönemde Pera dışında yaşayanların Pera’ya bakışını gösteriyor.

Bebek bekleyişlerinin sonu, Celil için hüsran oluyor.

Celil ve Güzide ise imkânsız aşka doğru yol aldılar. Celil, Tatya’dan sonra kimse ile birlikte olmak istemediğini, yeniden birini kaybetmeye dayanamayacağını Güzide’ye açıkça söylemişti. Güzide, yine de Yahya Efendi’den boşanarak aşkının peşinden gitmek istedi; ancak bu kez de önceliği bebeği olacak gibi görünüyor.

Ayşe ise, Mürvet’in abisi ile evlenecek gibi görünüyor. Ali Dayı son duyduklarından sonra Ayşe’yi bir an önce evlendirmek istediği için bu iş hızla ilerleyebilir.

Fakir postacının oğlu Billy, az sonra zengin olma yolunda ilk adımını atacak.

Kötülerin cephesinde ise Yüzbaşı Billy’nin bilinçaltına indik. Meğer tüm kibri ve bencil düşüncelerinin sebebi fakir bir aileden geliyor olmasıymış. Fakir postacının oğlu Billy, parayı bulduktan sonra aşk hayatına yön vermeye çalışıyor. Petro ve Alya’nın, Billy’e karşı iş birliği ise Alya’nın sabrının taşması sonucu sekteye uğrayabilir.

Seyit, Mürvet’e görücü olur.

Seyit’in idam edilen mahpus arkadaşından hatıra kalan Lütfü ile yakınlığı da onu daha fazla Kuva-yi Milliye hareketine ve Mürvet’e çekeceğe benziyor. Son sahnede, Mürvet’i Seyit’e gösterirken oluşturulan kurgu, hikâyenin aslının iyi bir yorumu olması açısından önemli. Hatta en başından itibaren dizi, kitabı yorumlamaktan uzak, yer yer kitaptan esinlenmiş yer yer kitabın özeti gibi ilerliyordu. O yüzden bu bölümün son sahnesi için geliştirilen kurgu, şimdiye kadar dizideki en iyi yorum diyebilirim. 

Mürvet’in bir düğünde Seyit’e gösterilmesi, o sırada Mürvet’in odadaki genç kızlara hikâye anlatıyor olması, o hikâyenin kendi başından geçenlerin özeti ile birleşimi ve Seyit’in kapı aralığından Mürvet’e bakışı ile oluşturulan mizansen tatmin edici bir seyir zevki veriyordu.

Mürvet’in hikâyenin sonunda söylediği “Kurtlar nasıl da bilir çaresizleri…” sözünü ise sonraki bölümlerde daha iyi anlayacağımızı düşünüyorum. Oradaki kurt, Seyit ve çaresiz de Mürvet mi? Bana kalırsa çaresiz olan Seyit, kurt ise bilmeden onu bu evliliğe sürükleyenlerdir.

 

 

 


BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER