Gallagherlar'ın evini satıyorum, satıyorum.. Sattım!
Dizileri, filmleri izlerken karakterlerin bebeklikten, gençliğe hatta yaşlılığa kadar zamanlarını geçirdikleri evler bizim de evimiz olur. İçinde türlü türlü duygular yaşadıkları, odalarında anılar bıraktıkları evleri kendi evimiz gibi benimseriz. Sizi bilmem ama bende böyle işliyor durum :) Six Feet Under'da Fisher ailesinin hem cenaze hizmeti verdikleri iş yeri olarak kullandıkları hem de yaşadıkları ev, Gilmore Girls'te Lorelai ve Rory'nin Stars Hallow'daki bitanecik ev, Sherlock ve Dr. Watson'ın  Baker Street'te 221B numaradaki beyin fırtınası yaptıkları meşhur ev... Say say bitmez diyeceğimiz bu anı deposu evlerden biri Gallagher ailesinin evi. Yaşayan bu evin başına gelmeyen kalmamıştır. İlk sezondan bu yana içinde seyretmediğimiz şey kalmayan bu ev artık Gallagherların evi değil maalesef. 

Evin tarihçesine bakarsak hiçbir zaman bizimkilerin resmi evi olmamış, Frank'in akrabaları sayesinde evde bu zamana kadar güç bela yaşamışlar. Son zamanlarda Fiona'nın işi sayesinde kirayı da rahat ödeyebildiklerini biliyorduk. Fakat evin sahibi kuzenleri evi bankaya ipotek gösterince, banka da evi satmaya karar vermiş. Bizimkiler evi satın almaya çalıştı. Sean'nın yüreklendirmesi ve yardımı sonucunda ömründe kredi kartı kullanmamış Fiona'ya 100.000 dolar kredi çıktı. Kredi için depozito olarak 3500 dolar ödemeleri gerekiyordu. Carl'ın vermek istediği parayı hâlâ nereden geldiğini anlayamadığı için Fiona kabul etmedi. Kendisine hak veririm. İşin içine yasal olmayan yollardan kazanılmış para ve ödenmiş borç girince tekrar hapse girme olasılığını Fiona'nın gözü almıyor. Anlayamadığım şey Ian'ın da dediği gibi kararları o alacaksa insanları toplamaya neden cüret ediyor? Beyin fırtınası yapmak isteyip masadan sadece onun aldığı kararları uygulamak Carl'ı dahi yoruyor. Bir diğer anlamadığım konu ise biraz daha çetrefilli: Gus'tan tabir-i caizse tekmeyi yiyen Fiona neden Gus'ın büyükannesinden kalma yüzüğü rehine olarak ön ödeme için verir? 

Yüzüğü Gus'a her koşulda vermesi gerekiyor. 100 kişinin olduğu konser ortamında yüzünün kızararak utandırılması buna engel değil diye düşünüyorum. Üstelik yüzüğün ciddi bir hatırası da söz konusu iken. Çetrefillerden gel seç beğen: Sean depozito için borç vermeyi teklif edince bu bir aile meselesi diye kabul etmeyen Fiona, parayı tamamlayamayınca Sean'ın parasını kabul ediyor. İnsana yüzsüz müsün diye sorarlar ama Fiona'ya soramıyorum zira uğraşması gereken sorunlar çoğaldıkça çoğalıyor. Sır insanın içini kemirir, Alien gibi dışarı çıkmak ister ya işte Sean'da geçmişte uyuşturuculu haldeyken birisini öldürdüğü gerçeğini saklayamıyor Fiona'dan. İlişkilerinin anlamı büyüdükçe vicdanlar da rahat etmek istiyor. Bakalım Fiona sevgilisinin bağımlılığını atlatamadan, insan öldürmesini atlatabilecek mi?

Lip'in profesörünün kendisine aşık olacağını hiç sanmıyordum. Açıkçası gol oldu. Helene gözümde çok iyi bir profesör, görmüş geçirmiş, hayata herkes gibi bakmayan ve hayatı olduğu gibi yaşamayan bir karakterdi benim için. Bu bölümle gördüm ki o da sıradan bir kadınmış. Lip'e aşık olmasını, sonra itiraf etmemiş gibi davranmasını geçtim, galiba orta yaş krizine de girmiş. İşini iyi yapan bir profesör olmadığı da ortaya çıktı. Şimdi sen de herkes gibisin Helene. Lip kurtar bu herkes gibi olan kadından kendini.

Frank'in spermlerini dağıttığı bir zamana denk gelen olma Sammi'yi hepimiz hatırlıyoruz değil mi? Hani şu yanakları pişirilip yemelik Chuckie'nin annesi, bizimkilerin üvey kardeşi. (Unutmadan gözünüz aydın, Chuckie hapishaneden çıkartılmış. Aile bütçesinde bir delik daha açıldı.) Frank o zamana kadar adını anmadığı kızını sırf organ bağışı için bulmuştu. Çıkarın dibinin dibi. Böyle bir babadır Frank. Şimdi de ağına Debbie'yi aldı. Başta Debbie uyanıktır yutmaz dedim ama isteyerek yuttu. Artık Debbie'yi savunacak tarafım kalmadı gerçekten. Ergendir, büyüyor, kendi kararlarını kendisi alsın istedim. Gördüm ki Debbie, Carl'dan dahi düşük akıl seviyesinde. Hatta Frank'in dişi hali. Carl'ın kendini geliştirme yolundaki performansı artarken Debbie'nin azalıyor. Frank'in hayatını asalak gibi bağladığı bu seferki kurbanı karısı göğüs kanseri olmuş bir adam. Debbie'nin dibi düştü adamı görünce. Gençliğinin tadını çocuklara dadılık yaparak geçirmek isteyenlere devlet yardım ediyor, ruh sağlığın içinse söz veremiyoruz Debbie!

Yazı devam ediyor...

BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 70
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 38
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 55
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 35
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER