Güneşin Kızları:Ali & Selin | Lonely

Güneşin Kızları:Ali & Selin | Lonely
 “Seni kendim gibi hissediyorum, hani insan kendinden bir şey saklayamaz ya…” derken, aslında rüzgarımıza; Ali ile ruh eşi olduğunu, fısıldıyordu Selin geçtiğimiz bölüm. Oysa biz biliyorduk, ilk andan beri biliyorduk; acılarını paylaştıkları zaman aslında ruhlarını paylaştıklarını. 

Onlar, birbirinin yara bandı olmanın yanı sıra ruhlarındaki o eksiltilmişliğin tamamlayıcı parçalarıydı. Bu yüzden; en çok kırıldıkları da kendileriydi, en çok kızdıkları da, en çok güvendikleri de, en çok hayal kırıklığına uğrattıkları da ve o kırdıkları hayalin parçalarını tek tek birleştirmeye çalışıp yeni bir hayal oluşturanlar da… 

Birbirlerinin canını yakıp o ateşte kendileri küle dönüştükçe, pişiyordu hamlıkları. Küçücük kıvılcımlar, yerini yangınlara bırakıyordu. Bazen sessizlikleri çığlık çığlığa, sadece kendilerinin duyabileceği çığlık. Bazense kelimelerin hiçbir hükmü yok, gözlerinde dolaşan anlamlar varken. 

Mutlulukları da, acıları da, savaşları da ortak kümede. Küme düşseler ne yazar?

Birbirlerinin ruhlarındaki parçalarıyla voodoo büyüsü yapılmış gibiler, biri yaralandıkça diğeri kanar.

Ruh eşi, hayatınıza sakince giren birisi değildir. Hayatınıza girdiğinde; bazı şeyleri sorgulamanızı sağlayan, benliğinizi değiştiren, hayatınızı 'ondan öncesi ve sonrası' diye ayırdığınız kişidir. Herkesin idealize ettiği biri değildir ayrıca.  Ama bu ‘sıradan’ insan, bir saniyede dünyanızda devrim yapabilir.


BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER