Kuzgun: İhanetin bedeli nedir?

Kuzgun: İhanetin bedeli nedir?
Toplanın Kuzgun izleyicileri, toplanın. Yasemin geldi ve bu hafta dizi hakkında önceden yazılanlara bir takım eleştiriler döşeyecek zira tutamıyor kendini.

Bu dizi daha başlamadan, sosyal medyada ve internetteki mecralarda birçok insan eleştiri yağmuruna tutmuştu. Hepimiz “yerli dizi yersiz uzun” meselesine az çok hakimiz. İzleyicilere 2 saatlik ya da daha kısa sürede bir hikaye vermek istiyorsanız, bir senarist olarak, bir yönetmen olarak, bir oyuncu olarak, bir set işçisi olarak çok büyük zorluklarla karşılaşıyorsunuz. Bu diziyi eleştiri yağmuruna tutmadan ve elimizdeki geçmiş örnekler ile kıyaslamadan önce bir fırsat verilmeliydi.

Her hafta verdikleri ters köşelerle, bizlere sağladığı flashback/geri dönüşlerle, geçmişteki yaşanmışlıklarla tadını damağımızda bırakan güzide dizimizi daha evvelden yargılayanların bakış açısı değişmiştir diye umarak bu haftaki yoruma başlıyorum:

Kuzgun - Dila Çıkmazı
Bora’nın cesedi kaybolsa da Kuzgun ve Dila’nın bu kadar kolay serbest bırakılması garip değil miydi? Emniyete gittiklerinde kısaca sorgulandılar ve sonrasında da serbest bırakıldılar, halbuki Kuzgun’un eline bir silah bırakılmıştı. Polis hiç mi üstlerini aramadı, diye soruyor insan.

Emniyetteyken Dila’nın Kudret tam yanlarından geçerken “tanıyor musun?” diye sorması ise Kuzgun’un kafasında minik aydınlanmalara yol açtı. Dila resmen kendini ele vermek için çaba gösterdi. Üstelik Şermin’e Bora’nın haberinin verildiği kısmı da yeterli bulmadım. Kadının ailesinden gerçekten Atlas dışında kimse kalmadı. Talihsiz yavrucak Atlas…

Bu bölümde bir kez daha anlaşılıyor ki Kuzgun gerçekten zeki, Meryem gerçekten yanılmamış ve Cebeci ailesinin en zekisi Kuzgun’muş. Her hareketini bu kadar ince ince ölçüp biçen bir insanın bir takım yanılgılara düşmesi zormuş. Dila’nın sürekli gizlice ikinci bir telefonla konuşmasından hareketle, ağını ince ince ören bir Kuzgun’la karşı karşıyaydık bu bölümde. Dizide bize yansıtıldığı şekliyle değil de kronolojik sırayla gidelim:

*Kuzgun önce arabadaki takip cihazını tespit etti ve bu vasıtayla ortaya yem attı.
*Sonra Selçuk’un gizli polis olduğunu ortaya çıkardı.
*Öte yandan Kuzgun, Bilgin’lerin evindeki yatak odalarında takip cihazı ve telefon nerede diye karıştırırken karışık kaseti buldu.
* Ardından annesinin evinde kalırlarken Selçuk’un gizli polis olduğunu Dila’nın önünde “keşfetti”. Güya oltaya takıldı. Tabii ki Dila’nın henüz bu oyunu bırakmadığını biliyordu.
*Ertesi sabah karışık kaseti dinledi, Dila’nın çocukluk ve gençliğinden kalma birtakım günlükler olduğunu anladı.
* Sonra Bilgin’lerin evine gidip günlükleri okudu.
*Ardı sıra, durumu fark edip yanına gelen Dila ile harika bir yüzleşme yaşadı. Dünyanın en efendi hareketini gerçekleştirdi ve 8 yaşında bir çocuğun hain olamayacağını ilan etti (Eh hakikaten artık “çocuk Dila’nın hainliği” muhabbetinden gına gelmişti).
* Ertesi sabah da duvardaki el ele vermiş çocukluk resimleri silindiği için yıkılan Dila’ya resmi tekrar çizdi ama içinde bir kurt olan Kuzgun, (bizlere dizide tersten yansıtıldığı ama fragmanda verildiği için tahmin ettiğimiz üzere) Dila’nın çantasında “ikinci” telefonu buldu. Çünkü ne demişler, “kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz”.
*Tatlı tatlı Dila’ya yem attı. Ona günlüğündeki gibi kapısı gökkuşağına boyanmış bir ev yaptı. Birbirlerine bağırıp çağırıp romantizmin doruklarına daldılar.
*Sonra Kuzgun yine oltasını attı, Eminönü’nde bir handa Behram’la buluşacakmış gibi aktardı (oysa Kudret tarafından telefona yapıştırılmış bir dinleme cihazı vardı) ve Dila’yı geriden takip etti.
*Dila ve Kudret’in konuşmalarını uzaktan izleyip, Dila’yı gözünde hain ilan etti.

İhanetin bedeli nedir?

VE MUTSUZ SON
Yok canım tabii ki böyle bitmiyor dizi. Kuvvetle muhtemel ikinci sezonunu izleriz. Ayrıca şu ince ince örülmüş ağın güzelliğine bakın, her bir sahneyi tekrar izleyin. Dila’nın iç hesaplaşmalarını, 8 yaşında yaptığı kötülüğü anladığından beri hayatının her alanında nasıl acı çektiğini, Kuzgun’un onu suçlamamasını tekrar açın bakın. Birbirlerine gerçekten kuvvetle bağlı olan bu insanları bir kere daha gözlemleyin. Çünkü saçma romantik komedilere benzemiyor bu ilişki.

Çocuğun çocuk olduğunu anlayan koca yürekli adam Kuzgun

Bir sonraki bölümün açılışında karşılaşacağımız en büyük sorunu: Dila iç hesaplaşmalarını on üçüncü bölüm itibariyle tamamlayıp, kalbini Kuzgun’a açmış ve güvenini de ona teslim etmişken, Kuzgun’un onu Kudretle konuşurken görmesi. Korkunç bir an. Kuzgun’un tam da Dila’ya güvenmek istemişken, güvenememesi.

Gerçi Dila, Eminönü’ndeki hanın polis baskınına uğradığını öğrendiğinde beyninin kıvrımlarını harekete geçirerek Kuzgun’un kendisinin ihanet ettiğini sanacağını fark edecek. Öğrenirse tabii. Bunu da haftaya göreceğiz.

Çapraz İlişkilerde Bu Hafta
Bu hafta çapraz ilişkilerde düğümler iyice atıldı gibi görünüyor. Öncelikle Seda ve Kartal ikilisi bizlere fazla dinletilmemiş olsa da (araba muhabbetinden ziyade) dünyevi bir sohbet gerçekleştirmiş gibi görünüyor. Birbirlerine karşı bir çekim hissettikleri belli olan ikiliden Seda kafasında bu durumu “aldatmak” şeklinde değil, bir yarenlik/dostluk olarak görürken, Kartal Ali’nin eşine hafiften abayı yaktığının farkında. Ali ise ikili arasındaki sohbeti görüp karısına hemen yaftayı yapıştırmayı başarıp üstelik bir de fiziksel şiddet uygulayarak bu hafta gözümüzden -100 derecelere inmeyi başardı. Üstelik Seda’nın Kartal’a “bir daha görüşmeyelim” demesi de kendisinin bu dizinin gerçekten de en zedelenen ve birçok kötülükten habersiz bir insan olduğunu bir kez daha yüzümüze vurdu.

Ali ve Füsun ikilisinde ise Ali hem karısını hırpaladı ve hem de olayın akşamında Füsun’u öperek karısını aldatmaya meyletti. Ali bu sahne sonrasında gözümüzde -150 dereceye indi, bunu da eklemeden geçemeyeceğim. Güya Ali’den tiksinen Füsun da banyoda ağzını burnunu yıkayıp sonra da Seda’ya “her yerde oyunlar oynanıyor” gibi saçma sapan dersler vermeye kalkışırken kendisi de Ali’ye “muzip” bakışlar atarak, bir takım oyunlara girişeceğinin işaret fişeğini yaktı bile. Füsun kıskançlıkla yoğrulmuş bir gudubet, Ali ise gençliğinde gördüğü muameleden dolayı kendini düzeltmeye gram yaklaşamamış bir adam. Üzdün Ali Bilgin, adının hakkını vererek âli olmanı beklerdim.

Kumru ve Cihan ikilisi ise yine bizleri güldürdü pek tabii ki. Midesinde kelebekler uçuşan Cihan, Kumru’ya elinde paketlerle köfteler ve dürümlerle gelip kızı “sen nereden çıktın” diye şaşkınlığa soktu. Kumru da “ben vejetaryenim” diyerek sanki geçen hafta sucuklu yumurtaya yumulmamış gibi ekran başındaki bizi şaşırttı… Tabii ki şaka yaptığını belirten Kumru, Cihanla arasını iyi tutuyor ama gönlünü kendisine kaptıracak hava yok onda. Üzgünüz Cihan, tatlı denizlere yelken açıyorsun ama ufukta güneş yok.

Dila, babasına yıllardır onun suçunu sırtında taşımaktan bıktığını ifade ederek, Rıfat’ın önümüzdeki bölümlerde gidici olacağının sinyalini verdi. Kumruyla Dila da bu hafta güzel bir iş birliği yaparak bizleri mesut etti. Hem Kuzgun, Dila’yı paket konusunda affetmişken Kumru’nun da artık bu konu hakkında daha fazla üstelemeyeceğini umuyoruz… (inşallah, dinimiz, şu mübarek ayda amin).

Kuzgun’dan baskın yemeden evvel gelim görümce iş birliği

Bu hafta ihanetin bedelini izledik. Bu hafta yüreğine karalar bağlamış bir Kuzgun’un Dila’yı affedişini sonra da yanılgıya düşerek kendisine tekrar ihanet ettiğini sanmasını izledik. Sırların her hafta çözüldüğü ama sonra tekrar düğümlendiği dizimiz eminim ki haftaya bu düğümü de çözecektir.

Bitmeden evvel son kelam da oyunculara: Barış Arduç ile Burcu Biricik
Bence muazzam doğal oynayan bir ikili. Ne Burcu önceki rollerinin aynısı ne de Barış. Bu dizide Ömer İplikçi karakterinden sıyrılmış bir Barış Arduç var. Bu dizide Hülya Cevher’den bağımsız bir Burcu Biricik var. Vatanım Sensin’de Veronika olduğu zamanlardan hatırlayamayıp “bu kimdi” diye sorduğunuz Kudret rolünde Senan Kara var. Yine muazzam oyunculukları ile Levent Ülgen, Settar Tanrıöğen ve Hatice Kara var. Karşımızda Derya Beşerler, Aytek Şayan, Caner Şahin ve Ahsen Eroğlu var.

Demek istediğim farklı dizilerde izlediğiniz/gözlemlediğiniz insanların, ses tonuna ve mimiklerine dikkat edin. Başka role büründüklerini görünce, onlara bir kat daha hayran oluyorsunuz. Hep aynı mimikle oynayan oyuncuları görünce ise hayal kırıklığınız daha büyük oluyor.

Kuzgun’un bu nitelikli çizgisini bozmadan bizlere her hafta güzel bir hikaye sunmaya devam etmesini diliyorum.

Sevgiyle kalın.
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER