Çukur: Herkes öldürür sevdiğini

Çukur: Herkes öldürür sevdiğini
Bir sezonluk Çukur macerasının bitimine 2 bölüm kala geriye dönüp baktığımızda koca bir Çukur’un içine sığdırdığımız sevgiyi, ihaneti, trajediyi görüyoruz. ‘Aile en kutsal şeydir’ diyerek başlamıştık. Sonra ‘Sevgi neydi?’ diye sormuştuk. Bir insan ailesine nasıl ihanet eder diye isyan etmiştik… Kimsenin birbirine itiraf edemediği ama içten içe çok güçlü olan bir bağ ile bağlı olan Çukur’un tek güzel yanı sevgi olabilir. 4. bölümde sormuştuk ‘Sevgi neydi?’ diye… Güzel göndermelerle dolu keyifli bölümlerdendi. Şu an ki hikayemizin içine baktığımızda değişen pek çok kişi olduğunu söyleyebiliriz belki ama değişmeyen tek şeyin sevgileri olduğunu inkar edemeyiz. Sevdikleri için yaptıkları ve yapamadıklarını saymaya kalksak listemizde bir hayli uzun olur aslında. Biz şimdilik sevdikleri için her şeyi yapan adamlara odaklanalım o yüzden, belli ki yapamayanların hikayesini öğrenmemiz için daha uzun bir sezon var önümüzde beklememiz gereken…

Son iki haftadır işlerimden dolayı kafamı veremeden izlediğim bölümlerde konu bana oldukça dağınık bir hale girmiş gibi geliyordu. Nihayet sakince oturup izlediğimde de düşüncelerimde pek bir farklılık olmadı. Sezon finaline 2 bölüm kaldı ve Meliha, Cumali, Akın, BSO konularının darmadağınık olduğunu düşünen tek kişi olamam sanırım. Aliço sağ olsun Meliha konusunu açtık ama hala bilinmezlikler yuvarlanıp gidiyoruz. Son iki bölümdür de Cumali’nin psikopatlıklarına şahit olduk. Koçovalı ailesinde aklı başında tek kişi bile olmadığını da garantiledik. Akın ise biraz piyango oldu aslında, beklemediğimiz kadar bilgi sahibi olduk onun hakkında Karaca sağ olsun. Bunlar parça parça güzel olsa da çok dağınık ve ayrı konular. Bize sezon finaline hazırlık için temel oluşturup, ikinci sezona gümbür gümbür geliyoruz mesajını vermek amacıyla yavaş ilerletiyor olabilirler hikayeyi. Ancak ben şahsen şimdiye kadar bu gizemli karakterlerimizi görmüş olmayı dilerdim. Neyse ki daha kalan 2 bölümden çok umutluyum.

Genelden özele doğru girecek olursak mevzularımıza BSO dediğimiz ‘muhteşem’ 4’lüden başlamak en mantıklısı olur sanırım. İkiye iki olarak çok tehlikeli bir takım olan babalarının sevmediği oğulları birçok koldan savaş veriyorlar aslında. En tehlikelileri açık ara farkla Emrah’tır zaten. Mahalleyi ipotekleyen kardeşi Avukat Nazım Bey de bu ara geri planda kalsa da o da az çakal değil tabi. Eski Selim’in de geri döndüğü zamanlarda olduğumuza göre – tabii bu sefer haklı olarak- BSO’nun hakkı iyice veriliyor demektir. Hepsine rağmen Selim ve Vartolu’nun bu ikiliye güvenmemeyi akıl etmelerine sevinmiştim. Vartolu ve Selim’in Yamaç’la olduğundan daha güçlü bir bağı olabileceğine inanıyorum. Zaten bir sonraki bölümün fragmanı da bunu destekler nitelikte. Şu Çukur’u İdris büyütmüş olabilir ama içinde kaybolduğu da bir gerçek. ‘Bırakın Çukur’u Çukur’un adamı yönetsin!’ lafının artık tamamen Selim ve Vartolu’ya ithaf edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Nazım’ın akıbetini bilemem ancak Emrah büyük patlayacak gibi duruyor Yamaç’ın azabından onun adına korkuyorum şahsen ve izlemek için sabırsızlanıyorum.

Yamaç’ın haftalardır süregelen ‘durgunluğu, yorgunluğu’ hikayenin içine de konu oldu nihayet. Tüm yük onun omuzlarında diye ifade edilen, eski Yamaç’ı özlememize sebep olan o bitkin adamın kendine gelme vakti gelmedi mi hala? Herkesi birbirine bağlayıp yakıp yattığı zamanlara geri dönüşünüzü izlemek istiyorum artık. Beklenmedik bir şekilde ipin ucunu çözerek taşları yerine oturtup hainin Selim olduğunu fark etmesiyle fitili ateşlenmiş olur umarım. Ardından da sıra Emrah’a gelecektir zaten. Selim’in Çukur’a da, babasına da yaptığı her şeyi mubah görsem de Yamaç’ı bu şekilde kazıklaması üzücü geliyor. Üstelik Yamaç gibi duygularıyla var olan bir adamı da böyle ağlatmaları içler acısı sayın senarist beyciğim!

Emrah’a gelirsek, sanırım hikayelerini öğrenemeden kaybedeceğimiz karakterlerden biri olacak bu da, tıpkı Hale gibi. Ele geçen bunca fırsata rağmen, kendisinin ne çeşit bir psikopat olduğunu görsek bile Sena’yla derdini bir türlü çözemedik gitti! Anlayabilen varsa n’olur aydınlatsın beni! Yamaç’ı ailesi, mahallesi ve sevdiği olmak üzere üç koldan vurma planı zekice olsa da bu Yamaç gibi birine karşı yapılabilecek en tehlikeli plandır.

Sena’nın sevmeyeni de çok, seveni de. İsteyeni de çok, istemeyeni de…  Şu an ki halini görünce ‘Bu kızı anti-Sena’cılar delirtti işte!’ diye düşünmeden edemiyorum. Buyrun delirdi kız mutlu musunuz? Hayır delirsin, delirsin ama Sadiş’e karşı delirmeseydi iyi olacaktı tabii.

Saadet bomba haber etkisi yaratan hamileliğiyle herkesi soru işaretlerine boğup geçse de kendisi ettiği gibi bize de tebessüm ettirmişti. Minik bir Vartolu’ya kim hayır diyebilirdi ki? Nasıl olduğunu anlayamadığımız hızdaki bebek bir o kadar aynı hızla yok olacak belli ki. Asıl soru, bunu Vartolu öğrenecek mi? Öğrenirse Sena’nın peşine düşecek mi? Sena’nın bu deliliğinin sebebinin Emrah olduğunu öğrenene kadar Sena’yı sağ bırakabilecek mi? Sena’nın bu delilik durumu Sadiş’i bıçaklamasıyla durgunlaşıp hikayeyi kapatacak mı yoksa artarak Sena’nın sonunu mu getirecek onu daha çok merak ediyorum aslında.

Herkes öldürür sevdiğini… Aliço’ya karşı İdris Koçovalı tarafından söylenen bu söz aslında Çukur’daki çoğu kişi için ne kadar da anlamlı değil mi? İdris’in -güya- Meliha Hanım’ı, Sultan’ın öz oğlu olmasına rağmen Selim’i, Selim’in Cemal’i ve Yamaç’ı, Saadet’in Salih’i, Emrah’ın Sena’yı… İlla gerçek anlamda olmasına gerek yok, herkes bir şekilde öldürür sevdiğini. Kimi içindeki hislerini söküp atarak ya da kendinden uzak tutarak, kimi elini kana bulayarak… İnsanın aşkını öldürmesi yakar belki veya istemeden birini ateşe atması ama ihanetle sevgiyi yok etmek en çok koyan şey olur işte sevene…

Elimizde dolu dolu üç olayımız var. Birincisi asla ucunu göremediğimiz Meliha mevzusu, ikincisi hapiste kendi Çukur’unu yaratmış ağır manyak Cumali. Üçüncü ve içinde bulunduğumuz olay ise BSO’nun oyununa gelen Çukur’un ve Koçovalı’ların çırpınışları. Üçüncü ve ikinci olayı hapisten kaçırdıkları adam sayesinde birbirine bağlayabiliriz elbette ama bu durumlar ikinci sezon için yeterli olmayacaktır. Bir sonraki bölüme Selim’in ihanetini öğrenen Yamaç’ın ne yapacağını bilemem ancak fragmanlardaki ‘İdris Koçovalı’nın devri bitti, bundan sonra ben ve Selim varız.’ diyen Vartolu ve ‘Bugün ya Çukur’un son günü olacak ya da bizim.’ diyen Selim beni fena gaza getirdi söylemeden geçemeyeceğim. Tek dilediğim son iki bölümde her şeyin zeka kokan hamlelerle birbirine bağlanıp aradan bir yerden Cumali’yi de -özellikle karakteri kimin oynayacağı- çıkartmaları olacak. O zaman tadından yenmeyecek bir final izlemiş oluruz işte!

Bu arada Çukur’un sezon finali gösterimininde İçerde dizisinin finalinde olduğu gibi seyirciyle beraber yapılması ve gelirinin de Otizm Vakfına gitmesi ekranlarda daha çok görmeyi beklediğimiz bir hareket, muhteşem bir detay! Akıl edenden uygulayana kocaman bir tebriği hak ediyorlar…

Haftaya görüşmek üzere…



BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER