Fazilet Hanım ve Kızları: O Güzel Başını Göğsüme Koysan*

Fazilet Hanım ve Kızları: O Güzel Başını Göğsüme Koysan*
Görsel: Meryem Yayıkçı (@MeryemYayikci)
O güzel başını göğsüme koysan,
Dinlesen kalbimin şarkılarını.
Sen bana doysan ben sana doysam,
Beklemesek böyle her gün yarını.
 
Böyle devam ediyor bu güzel nadide şarkı. Bölümler önce Hazan, babasının ölümüyle içinde susan şarkıların, Sinan’la yeniden dile geldiğini ve ama Sinan’ın yalanını öğrendiğinde sustuğunu söylemişti. Hazan ve Sinan kavuştuğuna göre, Hazan, içinde yükselen âşk şarkılarını hissedip onların sesine ortak olmaya artık tekrar başlayabilir. Şarkılarını dinletebileceği Sinan artık yanında, onu uzaktan seyretmesine gerek kalmadı. Ona dokunabilir ve onu hissedebilir. Tıpkı Sinan’ın Hazan’a dokunup Hazan’ı hissedebildiği gibi. Şarkılar artık onlar için çalacak.
 
Haftalardır süren Hazan’ın inadı, haftalardır süren küslük bu bölümde nihayet son buldu. Hazan ve Sinan kavuşunca biz de kavuştuk diye düşünen seyirci, evlerinde sevinç nidaları atıp, timsah yürüyüşleri yapıp, halay başı olup bu mutluluğu doyasıya yaşadı. Aslında Hazan ve Sinan’ın da bu mutluğa ulaşmasının yolu gereksiz yere engellere takılıp, uzadı. Yapılması gereken; Sinan’ı, Ece’yi, Fazilet’i ve Yağız’ı yüzleştirmekti. Fazilet’in saçma sapan inadı, hırsı ve neredeyse Ece’yi pazarlaması işleri bu noktaya getirdi. Yağız da tüm bunların üzerine tabir-i caizse tüy dikti. Yaşananların tüm yükü Sinan’ın omuzlarına bindi. Hazan da yüzleşmek ve yüzleştirmek yerine kaçmayı tercih etti. Ve görünen o ki, bu otel mevzusunun bir süre daha ekmeği yenilecek.
 
Ev alma, komşu al ki olmadık anlarda ortaya çıkmamasını bilsin.
 
Şimdi tekrar çiftimize geri dönelim. Çok güzel olmadılar mı? Bence şahane oldular. Buna vesile olduğu için Yağız’a bir teşekkür de benden gelsin. Yağız’ı bir abi olarak seviyorum, kardeşinin sevdiği kadına âşık bir adam olarak değil. Aşkını kalbine gömüp, kardeşinin mutluluğu için çabaladığında, Yağız yeniden gerçek bir abi oldu. Hazan ve Sinan’ı bu sefer yüzleşmekten kaçamayacakları bir yere kapattı. Yağız, tüm varlığını buna harcadı desek yeridir. Bir kumar oynamıştı aslında. Barışmama ihtimalleri de vardı. Ama âşk galip geldi. Hazan ne kadar diretse de içten içe o da barışmayı, bu ayrılığın son bulmasını hep istiyordu. Kalbinde Sinan’a olan âşkıyla yaşadığı sürece Sinan’a arkasını dönüp gitmesi zaten mümkün değildi. Gurur ve inat perdesini kalbinin üzerinden kaldırdığında yaptığı tek şey, sevdiği adama koşmak oldu. Bir zamanlar uzaktan uzağa sevdiği adam, şimdi yanındaydı ve ona âşıktı. Sinan’ın âşkla değişimini izlemek gerçekten büyük bir keyifti. Şimdi sıra, Sinan’ın nasıl bir sevgili olduğunu izlemede. Ayrılık yüzünden kaybettikleri zamanın acısını çıkartmak, onların hakkıdır artık.
 
Gülümse çekiyorum.
 
Hazan ve Sinan’ın yüzleşmelerini, eteklerindeki taşları dökmelerini, tartışmalarını uzun zamandır bekliyorduk. Çünkü, Sinan’ın da dediği gibi, Hazan’la hiç konuşamadılar. Onlar konuşamadığı için de olaylar büyüyüp bu noktaya geldi. Kendi düşünceleri, kendi şüpheleri ikisini de ayrı ayrı karanlığa çekiyordu. Tek başlarına bir balçığın içinde debeleniyor gibiydiler. Sonunda Sinan, itiraflarını bir bir dile getirme fırsatını buldu. Aşık bir adamın, gördükleri karşısında nasıl kıskanç birine, abisinden bile kıskanabilecek birine dönüşebileceğini anlattı Hazan’a. Sinan, haftalardır içinde bulunduğu durumun özetini de “pişmanlık bir erkeği durdurmaya yeter ama aşık bir erkeği durdurmaya yetmiyor” sözüyle yaptı. Sinan’ın Hazan’sız kalışı, Hazan’dan ayrı geçirdiği her an, kıskançlık içinde boğulduğu çaresizliğini körüklüyordu. Bu çaresizlik yüzünden Hazan’ı elinde olmadan üzmüyor muydu zaten? Sinan’ı da Hazan’ı üzmeye iten çaresizliği bitti ve bir sır yüzünden ayrılan eller, âşkla yeniden birleşti.
 
Peki âşk, Ece’nin Yağız’a dediği gibi karşılıksız olduğunda mı ölümsüzdür? Tabii ki hayır. Ölümsüz olan âşkın ta kendisidir. Ve âşk, karşılık bulduğunda da âşktır, karşılık bulamadığında da. Okuduğumuz, gördüğümüz, şahit olduğumuz, nesilden nesile anlatılan, eski çağlardan günümüze kadar ulaşan birçok âşk hikayesi var. Bunların bazısı hüsranla biterken, bazısı da muradına erer. Ama şu da kesindir ki, herkes sevdiğine kavuşmayı ister. Çünkü âşk, birlikte yaşanıldığında güzeldir. Sinan’ın “Şimdi yanımda sen varsın. Şimdi daha güçlüyüm. Ve korkmuyorum.” demesi de bundan. Düştüğünde seni kaldıracak gücü, yanında olan kişiden alırsın. Yalnız değilsindir, yanında birlikte her türlü zorluğa göğüs gerebileceğin biri vardır. Ve tuttuğun el, avuçlarından kaymasın diye sıkı sıkıya tutarsın. Tek istediğin de hayatının sonuna kadar o insanla mutlu olmaktır.
 
Sevgiyle kalın...
 
*Bestesi, Osman Nihat Akın’a ait olan şarkı. Dilek Türkan pek şahane söyler.
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER