Fazilet Hanım Ve Kızları: En çok en sevdiklerimiz üzebilir bizi

Fazilet Hanım Ve Kızları: En çok en sevdiklerimiz üzebilir bizi
Star TV ekranlarında yayınlanan ‘Fazilet Hanım ve Kızları’ yeni sezonda, yıllarca annesi tarafından ordan oraya sürüklenen, sevdiği adamla annesi arasında sıkışan küçük Ece’nin, Ece Egemen’e dönüşen hikayesiyle başladı. Ece Egemen kızgın, kırgın ve paramparça. Onu kendi hırsları için araç gibi kullanan annesine kızgın. Her şeyi ile teslim olduğu aşkına, güvendiği tek adama kırgın. Yapamadıklarını, başaramadıklarını başaran ablasına öfkeli. En çok sevdikleri üzmüş onu. Ece Egemen’in bir taraftan yakıp yıkacağı, diğer taraftan da kaybettiklerine ağlayacağı günleri görür gibiyim. 

Hazım Egemen’in Ece’ye kol kanat germe bahanesi ile sunduğu bu evlilik teklifini de henüz kendine bile itiraf edemediği duygularına bağlıyorum. Ailesine bu kadar düşkün bir babanın, tüm aileyi darmadağın edecek bu kararı almasının arkasında sadece merhamet duygusunun olmadığını hepimiz biliyoruz. Hazım Egemen’in ilerleyen bölümlerde Ece’ye olan duygularının iyice açığa çıkacağını ve çok üzüleceğini görür gibiyim. 

Selin’in Yasin’e olan duygularına babası ve Ece’ye karşı hissettiği öfke de eklenince yalının diğer çiftinin Yasin ve Selin olacağını düşünüyorum. Fazilet Hanım’ın bütün bunlar yaşanırken nerede, nasıl duracağını kestiremiyorum. Fazilet Hanım’ın geçmişini, hayata karşı olan bu inadını ‘Ben Alacaklıyım’ deyişinin altında yatan trajik hikayeyi iki sezondur izlemeyi bekliyorum. 

Gelelim Gökhan ve Yasemin’e. Gökhan’ın bir abi olarak toparlayıcı olamaması, özgüvensizliği, bu aileye balta vuran en büyük etken. Aylar önce Sinan ve Yağız arasındaki gerginliğin tırmanmasına sebep olan Gökhan’ın kendisi ile hesaplaşması ağır olacak. Yasemin’e sığınarak yaşamanın bedelini ailesi ile ödeyecek olan Gökhan, keşkelerle başbaşa kalabilir, dağılan ailesini toparlamak için gerçek bir abi olmayı geç de olsa öğrenebilir diye umuyorum. Yasemin! Fazilet Hanım’dan sonra bu dizideki en tehlikeli diğer karakter. Tıpkı Fazilet Hanım gibi Yasemin’in de yapacaklarını kestiremiyorum. Hazım Egemen’in yemeğine ilaç katabilecek kadar ileri gidebilen bir karakterin yapabileceklerini düşünmek bile istemiyorum. 

Bütün bunlar yaşanırken kendi gibi kalmaya çalışan, değerlerinden vazgeçmeyen Hazan’dan bahsedelim biraz. Hazan, çocukluğunu yaşayamadan büyümek zorunda kalan bir karakter. Maskülen görüntüsünün altında saklı olan güzelliğinin farkında bile değil. Hayatta değer verdiği iki adam var; biri babası diğeri uzaktan sevdiği Sinan Egemen. Hazan dürüstlüğe, maneviyata, geçmiş değerlere sıkı sıkıya tutunanlardan. Babasının kazağını yıllarca saklaması ve onu bir tek Sinan’a değer görmesi, Sinan’ın bandansını yastığının altında tutması, geçmişe ne kadar değer verdiğinin göstergesi. Dolayısı ile Sinan’a kızgın olsa da ona olan sevgisinin kolay kolay biteceğini düşünmüyorum. Aşkın her zaman düz yollardan geçmediğini, sevdiğimizi hataları ve kusurları ile kabul etmemiz gerektiğini Hazan’ın da öğrenmesi gerekir diye düşünüyorum. 

Gelelim Sinan ve Yağız Egemen kardeşlere; Sinan ve Yağız birbirinden çok farklı iki adam. İkisinin farklılığını basit bir örnekle ortaya koyabiliriz; Yağmurlu bir havada Hazan’ın sokak ortasında ıslandığını farz edelim; Yağız şemsiyesi ile koşup ‘Neden şemsiyeni almadın? Islanmışsın ’ diyebilecek kadar realist bir karakter. Diğer taraftan, Sinan ‘ Vaayy, Hadi birlikte ıslanalım’ diyebilecek kadar çılgın ve romantik. Kısacası biri mantık diğeri maceracı ruhu ile hareket eden iki kardeş. Yağız karakteri daha çok mükemmelliyetçi ve realist insanların seçimi. Hepimiz mükemmel, hatasız olamak isteriz fakat, bu mümkün mü ? Elbette Yağız güven veren bir adam. Öyle ki Hazan 17. Bölümde Yağız’dan yardım isteyecek. Lakin ‘Güven’ ve ‘Aşk’ çok farklı iki kavram. Aşk daha çok gizem, merak, heyecan ve güvensizlikten doğan bir duygu. Şöyle ki, hiç tanımadığımız birine aşık oluruz ve aşık olduğumuz kişiye güvenmek isteriz. Bu nedenle Hazan’ın Yağız’a aşık olacağını düşünmüyorum.

Diğer taraftan,Yağız’ın gizli dünyasının kapılarını açmasına vesile olan kişi elbette Hazan. Lakin Yağız ‘Altın çocuk’. Mükemmel olmaktan başka şansı olmamış. Sinan’ı herkesten iyi tanıyan, her ne zaman ortadan kaybolsa eli ile koymuş gibi bulan, annesinin mezarı başında olacağını bilecek kadar has bir abi. Gitmek istiyor lakin eli telefonda, gözleri koltukta uyuyan Sinan’da. Sinan ne yaparsa yapsın, Yağız’ın taş bağlamış yüreğine dokunan tek insan. Öyle ki, Yağız’ın çekim sonrası Hazanı’ın resimlerine bakarken rahatsızlık duyması, iç sesinin ona Sinan’ı hatırlatması, kardeşini ne kadar önemsediğinin belirtisi . 16. Bölümde izlediğimiz Yağız ve Sinan sahnesi, Yağız’ın kardeşi için ölebileceğini dile getirmesi, Sinan’dan asla vazgeçmeyeceğinin göstergesi diye düşünüyorum. Bütün kalbime birbirlerini en çok üzenler olmamalarını diliyorum. 

Biraz da Sinan karakterinden bahsedelim. Sinan izleyicisi duygusal bir kitle. Hepimizin hayatında Sinanlar mevcut. Hata yapan, kırıp döken, özür dilemeye çalışan, ikinci bir şans isteyen içimizden biri, belki de kendimizle olan iç hesaplaşmamızı temsil eden bir karakter. Aşk’ı en deli hali ile yaşıyor ve sevdiği kadın için gözünü karartıyor. Evet, ikinci sezonda aşk için mücedele eden bir Sinan var. Sinan acısını da, üzüntüsünü de bağıra çağıra yaşayan, yaşarken dağıtan, kırıp döken bir karakter. Ben burdayım ve acı çekiyorum diyebilecek kadar açık, en zor anlarında annesinin mezarına sığınabilecek kadar naif, Hazan’ın kapısında sabahlayabilecek kadar duygu yüklü ve sevdiği kadını öpmeye kıyamayacak kadar hassas bir adam. Bütün bunları yaşarken, kendini sevilmeye layık görmeyen, ama sevmeye ve sevilmeye gerçekten ihtiyacı olan bir adam Sinan. Hazan’ın onu ne kadar ehlileştirdiğinin, ona ne kadar iyi geldiğinin bilincinde ve bundan vazgeçmeyeceğini görebiliyorum. Sinan’ın evlatlık olduğunu ve kahvaltıda kruvasan değil kuru ekmek de yenilebileceğini öğreneceği, ‘denizde buldun senindir’ mantığı ile varolan bir yaşantıya adapte olma sürecini izleyeceğimizi düşünüyorum. 

Gönlüm Hazan’ın Sinan’a ‘ Herşeye Rağmen’ diyebilmesinden, Yağız’ın da Sinan için nelerden vazgeçebileceğini göstererek, kurgu vasıtasıyla gençlere örnek teşkil etmesinden yanadır. Fazilet Hanım başta olmak üzere kurgudaki tüm karakterlerin, günün sonunda doğru yolu bulmasını, Gökhan’ın kardeşlerini bir arada tutma çabasını ‘ Gerekirse çekip gidelim ama asla ihanet etmeyelim’ demesini izlemeyi umuyorum. 

Tüm İzleyicilere ve Okurlara sevgilerle.
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER