Vatanım Sensin: Milli mücadele şehitlerinin kemiklerini daha fazla sızlatmayın

Vatanım Sensin: Milli mücadele şehitlerinin kemiklerini daha fazla sızlatmayın
Vatanım Sensin, güzel başlayan ancak her özel kanalda olduğu gibi reyting kaygısı taşıması sebebiyle çizgisinden kayan bir dizi olarak varlığını sürdürüyor ekranlarımızda. Anlattığı dönemin önemi ve hassasiyeti nedeniyle senaryonun normalin iki katı bir özenle şekillendirilmesi gerekirken aksine düşüncesiz bir çizgide ilerliyor.

İlk başlarda Rumların çok iyi ve merhametli resmedilmesine tepki gösteren duyarlı seyirci bunun sadece bir başlangıç olduğunu bilseydi eminim diziye daha fazla şans vermeden izlemeyi bırakırdı. Rumların İzmir’de yaptıkları zulümlerden ziyade, sempatik gösterilen işgalcileri izliyor olmamız, şehitlerimizin ve milletimizin vermiş olduğu onurlu mücadeleyi gölgeleyen senaryo hatasının sadece başlangıcıymış. Tarihimizde önemli bir yeri olan Hasan Tahsin’in hikayedeki izdüşümü olan Hasan Basri’nin katili olan Leon’dan, milli mücadele kimliğiyle misyon yüklenen karakterlerin özür dilemesi, ona bu hususta nedenleri olan insan vasfı yüklenmesi asla kabul edilebilir bir şey değil. Dünkü bölümde, Hasan Basri’nin katili olan Leon’u tüm milli mücadele neferlerinin canla başla saklayıp kaçırmaya çalışması, bunu yaparken mücadelede yoldaşları olan Hasan Basri’nin kardeşi Mehmet’i ezip geçmeleri nasıl bir senaryo ürünüdür, anlamak mümkün değil. 

İzmir’i Rum işgalinden kurtarmak uğruna dökülen binlerce şehit kanının bir değeri yokmuş gibi silahların Türk milletinin eline geçmesinin Leon ve Hilal’in aşkı üzerinden işlenmesi nasıl bir duyarsızlıktır? Bu ikilinin aşkı olmasaydı Türk ordusu mühimmatı olmadan mı savaşacaktı? Silahları ele geçirebilmek için canını tehlikeye atan, bu uğurda can veren insanların anılarına saygısızlık değil midir bu? İki gencin aşkı mıydı bu toprakları kurtaran?

Leon’un silahları görüp susması genel seyircide hiçbir duygu uyandırmaz çünkü Rum ordusuna mensup bir gencin silahları görüp konuşmaması hiçbir milli duygumuza hitap etmiyor. Oysa vatanı için kendi hayatından vazgeçen, düşmanının üniformasını giyen Cevdet tüm milli duygularımızı şahlandırıyor. Milli mücadeledeki başarılarımız Rumlar’ın yardımları üzerinden anlatılırsa zaferimizin vurgulanacağı nasıl düşünülüyor merak ediyorum. Mücadelemizi değerli kılan, tüm zulme, tüm zorluklara rağmen milletçe bir olup topraklarımızı işgalden kurtarmamız değil midir? Karşımızda merhametli, bize sürekli yardım eden bir düşman varken mi biz onlarla mücadele ettik ve kazandık? Tarihimize biraz sadık kalalım; her şey reyting değil.

Leon kendi ordusuna ihanet etti diye neden üzülmemiz gerekiyor? Kendi şehitlerimize üzülmemiz gerekirken iki bölümdür topraklarımızı işgal eden komutanın oğlunun Rum ordusuna ihanet edişinden ötürü çektiği vicdan azabını izliyoruz! Rum ordusuna edilen ihanet bizi neden alakadar ediyor milletçe? Topraklarımızın birliği için kanını akıtmaya ant içmiş gençlerimizi izlemek varken Rum ordusuna ihanetten bunalıma giren Rum gencini izliyoruz. Burası Türkiye, dizinin yayınlandığı kanal da bir Türk televizyonu. Senaristler bunun farkında mı yoksa bu tip yazılar kaleme alarak hatırlatmamız mı gerekiyor bu gerçeği?

Eşref Paşa, Gürcü Salih, Tahsin Çavuş ve şu anda aklıma gelmeyen nice milli mücadele neferi karakterler 25 bölümdür vatan kurtuluşu için şehit düştü. Ama silahlar Türk ordusuna geçince bu şehitlere hayır duası etmek dururken gelen geçen Leon’a teşekkür ediyor. Duyarsızlığın böylesi görülmemiştir.

Dizideki tüm kahraman mücadelecileri Tevfik’in katletmesine ne demeli? Rumların zulmünden çok Tevfik’in zulmünü izliyoruz. Bu bizim kendi iç savaşımız mıydı sadece? İşgal yok muydu topraklarımızda? Topraklarımızda hüküm süren işgalden ziyade sadece iç savaş gibi yansıtılıyor. Yunan işgali ve zulmü neredeyse işlenmiyor. İzmir’e ayak bastığı gün insanlarımızı katleden, kadınlarımıza tecavüz eden Yunan zulmü kenara atılırken sadece iç savaşları ve yabancı güçlerin fitnelerini izliyoruz. Okuduğum hiçbir tarih kitabında yaşananlar böyle yansıtılmamıştı. Senaristler kendi kaynakçalarını önersinler bir de onları okuyalım; biz mi yanlış biliyorduk bunca sene yaşananları?

Rumların yaptığı kıyımları izleyecek miyiz yoksa dizideki en büyük kötü Tevfik olmaya devam mı edecek? Dizi biraz daha sosyal medyadan etkilenerek gençlerin aşkları üzerine şekillenmeye başlarsa daha birçok manevi değerimiz ayaklar altına alınacak gibi duruyor. Ya milli mücadele dönemini anlatmaktan vazgeçip 1919 yılında yaşamış bir ailenin hikayesini ve çocuklarının aşk hayatını anlatmaya yönelsinler ya da bu dizinin misyonunu hatırlayıp manevi değerlerimize aykırı davranmadan hakkıyla milli mücadele dönemimizi kaleme alsınlar.

Üçüncü bölüm için hazırlanan Atatürk’lü fragman yerini Hilal ve Leon’un sarılıp meşk etmesini konu alan fragmanlara ne zaman bıraktı cevabı bende yok… Böyle işlemeye devam edeceklerse cevabının benim açımdan çok da bir önemi yok zira milli duygularımızın bu kadar örselendiği bir kurgusal anlatıma daha fazla katlanmam mümkün değil gibi görünüyor. 



BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER