Adı Efsane: Hayaller iptal

Adı Efsane: Hayaller iptal
Onuncu bölüme dair kendi fikrimden önce bazı fanların yorumlarına bir "YETER ARTIK!" demek istiyorum. Çünkü gerçekten herkes bir memnun olmayı öğrenmeli artık. Lakin, bu bölüm Melis'in karakter değişiminden hariç hiçbir konuda şikayet etmedim. Gerçekten vaktin geç olmasına rağmen gözümü kırpmadan bir şekilde izledim. 

Çoğu kişi Hakan'ın bu bölüm Melis'i düşünmemesine, durmadan ailesini ve arkadaşlarını düşünmesinden şikayet etmiş. Bu dizi HakMel'den ibaret değil bunun bir altını çizelim. Elbet bir bölüm bir karakter daha ön planda olacak ki o karakteri tanıyalım. Ayrıca bundan daha normal ne var? Henüz bir bölüm öncesinde Melis için hastanelerde sabahladı, bir bölüm düşünmedi diye aşkına inanmaz mı oldunuz? Sizin kardeşiniz acı çekince bencil bir şekilde aşk hayatınızı mı düşünüyorsunuz? Melis olmadan önce Fiko vardı hep onun yanında. Onlar sadece arkadaş değil, kardeşler. Ondan daha da öte kan kardeşler. Sahneleri az olsun ama öz olsun, ben bu bölüm gayet memnundum HakMel sahnelerinden. Tayfa'nın tekrar ön plana çıkmasına ayrı sevindim.

HakMel... O ilk sahne ne güzeldi öyle. "Başka insanların hatalarını yaşamaktan, onları üstlenmekten vazgeç artık. Bir kere olsun ben suçsuzum de."

Ve ardından göğe haykıran iki yaralı çocuk, her şeyi unutup birbirlerinin yanında huzur bularak ellerini kenetler. Eşliğinde "Tek isteğim bir işaret, bana bir ses ver yeniden doğmak için."

Sahnenin etkisinden hâlâ çıkamadım, çok çok özeldi. Keşke biraz daha uzun olsaydı bana biraz ani kesildi gibi geldi. Mesela el ele tutuştuktan sonra nasıl ellerini bıraktılar, nasıl ayrıldılar? 

Bu bölümün starı kesinlikle Baran Bölükbaşı'ydı. Yorumlardan da gördüğümüz gibi herkes oyunculuğuna hayran kaldı, tıpkı benim gibi. Hepimizi ağlamasıyla birlikte ağlattı. Güzel sesiyle "Keskin Bıçak" şarkısıyla da yaramıza tuz bastı resmen. İlk sahnede Hakan'ın "Ne diyeceğim lan ben Fiko'ya?" demesinin üzerinden kulağı çınlayan Fiko da çok güzel bir detaydı.

Fiko kadar tüm zerresiyle seven biri kaldı mı bu hayatta? Varsa ben de bir Fiko isterim hayatımda...

"Sen bir kez gül diye ben dünyaları yakarım."
"10 senedir beraberiz, 10 saniyede ayrılık mı olur?"
"Deme öyle sakın deme. Beni sevmesin ama ölmesin tamam mı?"
"O restoranda yemek istedi, ben ona köfte ekmek aldım. Bir tel maşa yüzük, peçeteden gül..."

Yeter ki kalpten gelsin biz o peçeteden gülleri en güzel güllere bile değişmeyiz aslında. Keşke Sibel kıymetini bilseydi de bu kadar seven birini üzmeseydi. 

Sado'nun "Sadece Fiko'nun sevmesiyle olacak iş mi bu? Belki daha iyi biri gelecek onu daha çok seven biri?" demesi beni açıkcası Fiko'nun kıymetini bilecek, onun Sibel'i sevdiği kadar onu sevecek birisinin gelmesine umut verdi. Bu kişi benim gönlümde Çiler. Son zamanlarda bu ikiliye takmış durumdayım çünkü bence çok ilginç bir ilişkileri olabilir. Dert ortakları olabilirler, Çiler mesela onunla beraber duvarları boyar, âşık olur. Çünkü gerçekten artık Fiko'nun hak edilmeyen gülün yapraklarını ısıtarak kendi üşümesin istemiyorum, sevilmesini, karşılıklı severek mutlu olsun istiyorum.

Bu bölüm Fiko'nun iç dünyasına inmemiz çok hoşuma gitti. Lakin Hakan ve ailevi sorunları biraz sıkmıştı artık. Ben Ali'nin, Sado'nun ve Fiko'nun aile hayatlarını da çok merak ediyorum mesela. Haklarında henüz çok az şey bilmemiz üzüyor. Onları da daha yakından tanımak istiyoruz artık. Ve bu sahneler çok yakında belli ki. 

Bölümde tek bir konuda rahatsız oldum, o da Melis'in karakter değişimiydi. Benim tanıdığım Melis gururlu ve başı her zaman dik bir kız. O halde Sibel onu önceden mahallede azarlarken, defol git derken neden susup hâlâ neyin var diyor? Neden bencil bir şekilde babasının kendi okuluna gelmesini teklif ediyor, hele ki Hakan'ın siz bize baba oldunuz demesinden sonra? Gerçekten bunu nasıl yapabildi aklım almıyor. Sırf Hakan Sibel'in hızlı davranmasına engel olamadı diye bencil bir şekilde tayfanın hayallerini görmezden gelmesine çok kızdım. Ve bu kız, maçta ne zaman basket attılarsa tayfadan çok sevinen kız ile aynı...

Ne diyeyim, umarım bu huyu düzelir. Çünkü o son sahne de benim gözümde Seçil'den hiçbir farkı yoktu.

Tam diyordum ki oh, biraz da Hakan Melis'in peşinden yürüsün sonra Melis'in bu davranışıyla tüm hayallerim yıkıldı. 

Fiko'nun yıkılışından sonra ona elini uzatan Ali, Hakan'ın çaresizliğinden sonra ona elini uzatan Sado... Siz çok güzel dostsunuz. Herkese böyle bir dost lazım.

Dost demişken söylemeden edemeyeceğim bu bölüm Bilir ve Tarık sahnesinin eksikliğini de hissettim. Sanırım çok sevdim bu ikiliyi. Her şeye rağmen onu teselli edip, herkes ondan vazgeçmişken onu yalnız bırakmayan Bilir ve her defasında ona sığınan Tarık. Siz de çok güzel dostsunuz <3

Senaristlerin kalemine, oyuncuların emeğine sağlık. Cumartesiyi yine her zamanki gibi iple çekiyorum...
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER