Kiralık Aşk: Ömer olmak da kolay değil, Defne olmak da..

Kiralık Aşk: Ömer olmak da kolay değil, Defne olmak da..
Bu hafta şunu tekrar anladım ki ne Defne olmak kolay bu hikayede, ne de Ömer olmak. Biri farkında veya değil yıkıp geçiyor, kırıp döküyor sevdiğine kavuşmak için her şeyi, ezildikçe eziliyor; diğeri daha farkında değil ama anlamadığı çok şey dönüyor etrafında ve sevdiği kadın kendisine kavuşmak için yine kendisini çiğniyor. Kötülere karışı tek başına savaşıyor ve savunmasız kalıyor, yorulmuş ve bu yüzden de onun istediği gibi yaşayamıyor aşkını. Tabii biz de onları izlerken yoruluyor ve üzülüyoruz. Dizimiz romantik komediydi değil mi? Defne ve Ömer’in derdiyle yatıp kalkar olduk. Sabırlar diliyorum bize.

Bölüme gelirsek eğer; duygusunu beğendim genel olarak. Bölüm başında Tranba’yı dinlemeye bile tenezzül etmeyen, durdukları yerden emin olan, Defne’sini sevmek isteyen, huzur bulmak isteyen tatlı bir Ömer ve hala Ömer’i görüyor, onunla yalnız kaldılar diye heyecandan ölecek bir Defne vardı. Açık söyleyeyim Defne’nin bu hallerini artık biraz fazla buluyorum. Hep gergin, stresli ve aşırı heyecanlı. Odada konuştuklarında Ömer’in bilerek yaptıkları karşısında öyle hissetmesi normal belki ama, mesela mutfak sahnesinde Ömer, Defne’yi kendine doğru çektiğinde aralarındaki o mesafe ve Defne’nin o gergin suratı neydi öyle? Bu kadar zaman geçti hala böyle davranması bana tuhaf geliyor. Biraz daha rahat ve sakin olmasını bekliyorum.

Dolu dolu seven Defne’yi göremedik ve sanırım göremeyeceğiz bir süre daha. Sırrın yükünü omuzlarında hissetmediği ve kendini korkusuzca ifade edebildiği anlar; Ömer’in üzgün olduğu ve kendisine yaklaşmayacağını bildiği anlar hep. Peki, biz hep Ömer’in zorda olmasını mı bekleyeceğiz Defne’nin Ömer’i sevdiğini, kendini anlattığını görmek için? Neden acıyı değil de mutlulukları yaşayamıyoruz dolu dolu?

Yanlış anlaşılmasın Defne’nin sevgisi için yaptıkları-yanlış da olsa bazen- ortada ve hatta Ömer’in kendini adım adım törpülemesinden daha fazla yaptıkları. Kendini hiçe sayması, hesaplamadan çok zor durumlara düşmesi, ezilmesi; bunlar hep o sevginin sonucunda yaşadıkları. Ömer’i kaybetmemek için yaptıklarını ilişkiyi yaşarken yapmıyor Defne. Sevgisini sadece o dediğim anlarda gösterebiliyor. Ömer’in o beklediği doğal, rahat, teklifsiz Defne hiç yok ilişki esnasında. Tabii hepsi çok cephede savaşıp yorgun düşmesinden kaynaklanıyor. Defne bu yolda çok yıprandı, üzüldü ve Ömer’le aşkını yaşamak için yaptıkları; onu hak etmediği yerlere götürüyor, kötü durumlara düşürüyor.

Ben de Ömer’den habersiz onun için bu kadar çabalayan, kötü durumlara düşen bir Defne görmek istemiyorum artık. İzlerken kendimi onun yerine koyup üzülmekten, kendini ifade edemeyip ezik kaldığı ve başına yeni sorunlar açtığı anlarda da ona kızıp gerilmekten yoruluyorum. Defne artık kendine güvensin, aşkını dolu dolu yaşasın, kendini ifade etsin ve ezilmesin kimsenin karşısında. O kadar çabaya ve iyi niyete rağmen haksız duruma düşüyor olması ya da düşecek olması gerginliklerden gerginliklere sürüklüyor izlerken.

Defne’nin bu gergin halleri Ömer’in dikkatini çekiyor ve bu durumun beni rahatsız ettiği gibi onu da rahatsız edeceğini hissediyorum. Bütün güzel olacak anlar Defne’nin gerginliğine kurban ediliyor resmen. Dolu dolu seven bir Defne olarak geleceğim dedi, ama oyunu bu kadar çok kişi bilirken ve hazırda Sude ve Deniz gibi iki adet patlamaya hazır bomba varken nasıl rahatça sevebilir Defne? Ömer’e anlatamam yıkılır dedi, ama en çok da Ömer’i kaybetmekten korktuğu için anlatmıyor Defne. Oysa bilmesi lazım bu kadar çok kişinin bildiği şey, elbet ortaya çıkacak ve o zaman olayı kimin nasıl anlattığı çok önemli olacak.


Yazı devam ediyor..
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER