Kiralık Aşk: Buz dağı

Kiralık Aşk: Buz dağı
Herkes buz dağının görünen kısmının şiirini yazar ya... Ben görünmeyen kısmının şiirini yazmaya çalışıyorum.”  Büyük şair Cahit Zarifoğlu ne güzel demiş. Bizim buz dağımız Ömer… Ben de kendi bakış açımla o buz dağının görünmeyen kısımlarını yorumlamaya çalışacağım. Haydi, başlayalım o zaman.

Bölümün açılış sahnesiyle biz de açılışı yapalım. Ömer’in kapıyı açıp Defne’yi çantaları toplanmış halde gördüğü sahneyle… Görünen Ömer ve görünmeyen Ömer’e bakalım. Görünen Ömer, Defne’nin gidişine tabii ki üzülen, sarsılan, ama çok da fazla çaktırmayan buz dağı Ömer… Görünmeyen Ömer ise çok daha derin. Tam da bu sahnede Anka kuşunun hikâyesini anlatması bize de bir şey anlatıyor aslında. Ömer, gitmelere, geride bırakılmaya dayanamıyor. Hasta yatağında annesinin yaptığı veda konuşması yüzünden bile annesi ile kavga etmiş birinden bahsediyoruz. Hep yalnızlığı seçmiş gibi görünse de aslında yalnızlığa katlanamıyor Ömer. Hele Defne’den sonra…

O yüzden buz dağı kılığına bürünüveriyor hemen. Duvarlarını döşeyiveriyor etrafına. Hiçbir şeyden etkilenmeyen, ukala, kibirli, sinir bozucu Ömer oluveriyor. Biz, böyle zamanlarda hep buz dağının görünen kısmını görüyoruz. Görünmeyen kısmı ise çok derin, çok acı dolu ve çok yalnız. Hepimiz, Anka kuşunu Ömer’e veren mavi saçlı kızı arıyoruz, ama kızın saçları artık mavi değil kızıl! Nasıl mı? Defne’nin mavi saçlı kız ile ilgili Ömer’e ne dediğini bir daha hatırlayalım: “Vay be kıza bak! Kendi farkında değildir tabii, ama resmen senin hayatını değiştirmiş. Senin için çok önemli biri olmuş.” Kimi hatırlattı size? Sonrasında Anka kuşunun çerçevelenip duvara asılması; Defne’nin “annenle yaşadıklarını ve mavi saçlı kızın sana kattıklarını hatırlatsın” demesi…

Mavi saçlı kızımızın artık Defne’yi sembolize ettiğini anladığımıza göre Ömer kimi hatırlayacak dersiniz? Duvarda asılı o Anka kuşu, Ömer’in hayatındaki çok önemli iki kadının o evde hep Ömer’le birlikte olacağının göstergesidir aslında. Daha önce de yazmıştım. Ömer’in Defne’si, Ömer’in Anka kuşu… Ömer’in kök salmasını sağlayan, her geçen gün köklerini daha da sağlamlaştıran, tohumları dokunduğu her yerde mucizeler yaratan… Her zaman özenle koruyacağı, yanından hiç ayırmayacağı ve hep seveceği…

Defne ise sevilmeye aç. Hatırlayın annesi terk ettiğinde ne demişti: “Bizim hiç sevilecek bir yanımız yok mu?” O kadar sevilmeye aç ki sevildiğini, özlendiğini sürekli duymak, hissetmek istiyor. Heyhat karşısındaki buz dağımız Ömer’imiz. Hoş aslında hiçbir şey demedi de değil çocuk şimdi. “Sindin evin her yerine” ne güzel bir ifadedir yahu, ama Defne’mize yetmiyor işte. Demek ki Ömer’de mükemmel değil. Onun da kusurları, karanlık yanları var. Oh be! Bir rahatlayalım bence. Ömer kusursuz değil^^

Yine daha önce yazmıştım. Hep daha önce yazdıklarıma atıf yapıyorum, ama işte bu dizide her şey bir şekilde birbirine bağlı. Defne Ömer’e Ömer Defne’ye benzemeye çalışıyor. “Her şey sana benzesin istiyorum. Ben de…” Böyle demişti dağ evinde Ömer. Biz gittikçe Ömer’in Defne’ye benzediğini, o buzların çözüldüğünü göreceğiz. Hatta biraz biraz görüyoruz da… Bizi çatlattı, ama sonunda özlediğini itiraf etti çok şükür. 



Yazı devam ediyor..
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER