Kiralık Aşk: Sırların çözülmesine rehberlik eden bir Kar Baykuşu..

Kiralık Aşk: Sırların çözülmesine rehberlik eden bir Kar Baykuşu..
Nasıl başlar, tüm masallar? Bir varmış bir yokmuş diye ve devam eder, ülkelerin birinde -pardon kanalların birinde- bir kiralık aşk Defne ile onun deliler gibi aşık olduğu Ömer yaşarmış. 

İşte böyle başladı tüm sevenleri için Kiralık Aşk. Başladık doludizgin izlemeye, o da ne?! Zaman geçtikçe vazgeçilmezimiz oldular, onlarsız yapamaz hale geldik. Tutku dolu bölümler, aşk dolu bölümleri kovaladı. Her bölüm ayrı bir lezzet bırakır hale geldi. Kah güldük, kah ağladık. Yeri geldi kızdık, kalbimiz pır pır attı. Ve geldik heyecanımızın tavan yaptiğı bölüme. Evet yir-mi-sekiz-inci- bö-lü-me!! Kursağımızda takılı kalan bir duygu, dilimizin damağımızın kuruduğu o an ve tüm sabrımızla iki haftayı kazasız-belasız atlatıp da kavuştuğumuz o bölümün, o meşhur "kalemli" sahnesi gelip çattı.

Herkes de bir panik, ya son sahneden başlamazsa... Meriç Acemi bize bunu yapamaz diyenler mi dersiniz, Barış Yöş o sahneyi mutlaka çeker diyenler mi dersiniz, panik atak geçirebilirim diyenler mi, en son kapının ardında yaşananları görmezsem kesin ölürüm diyenler bile oldu. İlk önce teşekkürlerimizi tüm ekibe, sevgilerimizle birlikte gönderelimki, bilsinler kimsenin hastanelik olmasına izin vermediler.Yaşasın!!

Bir kalem nelere kadirmiş meğer. Küçücük, mini-minnacık bir kalem, Ömer İplik'çimizi masallar aleminden alıp, arzular alemine tepe taklak bıraktı. "Sakiiin" Ömer gitti, "bıçkın delikanlı" Ömer geldi. Sevdik mi? Sevdik! Peki ya Defne'mizi nerede bırakmıştık? Tüm kadınsılığıyla "Hoşgeldin diyerek" açık davetiyesini sunmuştu sevdiği adama.Yakışmadı mı? Yakıştı!! 

Ömer'in sinyallerini çözemeyen Defne'ye alışığız hepimiz. Ömer'de alışık. Doğal olarak emin olmak istedi. Bunun ne demek olduğunu biliyorsun (kalem elinde bir  adet Ömer ), ciddi misin dedi, geri dönüşü yok, dedi. Aaa aa! Defne "bizim masum,ürkek" Defne'miz (kaçar mı acaba diye düşünmedim desem yalan olur) gümbür gümbür, "evet biliyorum"u yapıştırdı. Sonra da ekledi ve lafı "sen dönmezsen ben dönmem"e bağladı. Aştın Defne'cim kendini. Bravolarımızda yaşıyorsun artık! Ömer mutlu, Defne mutlu, biz mutluyuz, herkes mutlu. Şimşeklerin çakacağı, beklediğimiz öpüşme sahnesi gelmiştik ki, hınzır Sude bitirdi hepimizi. Hüsranlara yelken açtık anında..

Neriman ve Koriş sahneleri, verdikleri mesajlar, sinsi planları ve bizi bizden alan Neriman'nın hayali harika değil miydi ama? Ben bayıldım! Hikaye, sahne, mekan, uyum, heyecan, romantizim, edalı bir şekilde poz veren Ömer ve Defne, herşey, koltuk bile düşünülmüştü daha ne olsun? Tabii ki DefÖm aşk'ı olsun. Hayaller gerçek olsun lütfen!! Tarihe de "gerçek oldu" diye yazılsın!!

Kızgın, kavgacı, laf sokan, inatçı, iğneleyen bir Defne'de gördük en sonunda. Sürekli kendini ispatlama savaşında. Sevdiği adamı etkileyebilmek için yolunu kaybetmişler gibi çırpınıyor. Birlikte hiçbir ortam, çalışmaya elverişli değil onlar için. Çünkü kaynama noktalarını bir türlü düşüremiyorlar. Hele Defne, cüret edemiyorsun, kabuğunu kıramıyorsun, korkaksın, çocuksun eleştirileri karşısında, taktı sepeti koluna herkes kendi yoluna modunda çekti gitti. Çocuk mu? Kim? Defne mi? Biraz evet, biraz hayır. 

Ömer'in o meşhur odası hiç işe yaramadı.. Bu bölümde tüm çekiciliğini yitirdi. Alevler sardı etrafı, nefes almak için bahçelere attılar odadan kendilerini. Tarih tekerrürden ibarettir sözünü kanıtlarcasına yine güzel golf sahnelerini zevkle izledik. Aşık oldum, meğerse insan aşık olunca eski hallerine geri dönemiyormuş diyen bir Defne'yi bir kez daha neden çok sevdiğimi hatırladım. Özü sözü, içi dışı bir, kim sevmez onu? Zeki Ömer, "geri dönsek mi en başa, yani hiç yaşamamış olsak mı?" dedi. Off Ömer soru mu bu şimdi! Defne hatıralarını, hislerini, yaşadıklarını, beynine kazırcasına tekrar  tekrar acı çekse bile unutmamak için herşeyi yapacağını söyledi, başa sarmayı hiç düşünmüyorum diye de ekledi. Ya sen demeyi de unutmadı ürkek bir şekilde!! Cevap vermek yerine yine ortamları terk eden bir adet Ömer gördük. 

Neyse, gece devam etti, meşhur sıcak çukulatalar bile yapıldı. Kalemin yerini bu sefer Ömer'in parmağı almasın mı? Defne'nin dudağındaki çukulatayı silmesiyle o gece nasıl bir çırpıda tamamlandı bilemiyoruz. Tek tahminim, Defne Ömer'in evinden kendi yatağına ışınlanmıştır! Ve bizlerde parmak olayının, bilinç altında yarattığı fantaziyle, aşklarının hayallerde vuku bulmasını en salt şekliyle izlemiş olduk. Çarpıntılar da kalan kalbimizi -bir kaşık fıstık ezmesi yiyerek- ancak ritme sokabildik. Nasıl da yalın, nasıl da güzel bir rüyaydı. Bizler de çıkamadık etkisinden. İnşallah zamanı geldiğinde gerçekleşecek nice "Kiralık Aşk"rüyalarına, sezonlarına... Üç kişi olduğunuz bölümleri de görmek istiyoruz.

Her beyaz zemin gördüğünde çizim yapan Ömer'e "dur artık, kağıtla duvarı ayırt et artık" demek istiyorum. Bir de İz'le grafiti olayına girmek  neyin kafasıdır? Sen Defne'nin rüyasındaki beyaz çarşaflara aitsin. Eski gizem kokan hallerine, eskiyen kişilerle dönme lütfen Ömer. Sen her beyaz zemine bir kuş çizdiğinde acaba şimdi ne demek istedi demekten yorulduk. Bir aralar "Yalancı kuş" çizdin, yetmedi o kuşu bir de Defne'ye benzettin. Ama üstün araştırmalarım sayesinde "Lir Kuş'unun " yalancılık da neymiş, binbir sesi taklit edebilen eşsiz bir "arabulucu" kuş olduğunu öğrendim. Yoksa en başından beri vermek istediğin mesaj bu muydu? Taktik teknik işlerini yengenden mi öğrendin? Defne'dir arabulucuların en güzelidir demeye getirdin sanırım! Zaman aldı ama çözdüm. Şimdi de çizmişsin bir "snowy owl" yani "kar baykuşu" bu sefer uzun sürmedi çözmem. Sırların ortaya çıkmasına rehberlik eden, yol gösteren kuş. Sen bu kiralık sırrını biliyor musun yoksa? Ömer, bu kuşları boşver de, senin omzunda yaşamayı hayal eden, hiç uçmamayı göze alan, özgürlüğünden vazgeçecek kadar seni seven "Defne Kuşuna" konsantre olsan.Hadi canim..

Kıskanmak, hiç hoş değil diyenler de utansın. Şöyle bir baksınlar Defne'ye nasıl yakıştığını izlesinler. Kaptı boyaları, çizdi bir şeyler, karamsar resme renk kattı, kendi rengarenk tonlarını ekledi. Işıl ışıl bir "Samanyolu" mu çizdi yoksa yani bir gök adası mı? Eşsiz aşklarını,yaşamalarını temenni ediyoruz!! En sonunda birbirlerinin hem eli hem de gözü oldular. Ortak çizimleri-ortak meyvaları  en güzel haliyle ortaya çıktı. Huzuru ilk defa itişmesiz, cüret ederek yaşadılar!! Gökyüzünde Defne'nin gördüklerini, İz sana mesaj attığında umarım göreceksin Ömer, inşallah!

Ve geldik Kiralık Aşk'ın -kalbimize acımadan- hüzün mühürünü vurduğu son sahneye. Nasıl bir oyunculuk, nasıl duygu aktarımı, içimiz titreyerek izledik. Alkışlarımız Elçin Sangu ve Barış Arduç için!!

Defne'nin akan gözyaşlarını hepimiz silmek istedik. Ömer ise eliyle-dudağıyla susamışcasına içmek istedi, hayran kaldık. Güvenmek istiyor ama hala eksik parçaları var. Buseleriyle sevdiğini yüreklendirmeye çalışıyor, en güzel busesini de burnuna tüm hassasiyetiyle konduruyor.

Defne'miz peki ne yapsın şimdi? Kiralık olduğunu söylerse atlayabilirler mi tüm engelleri? Kabullenir, yardım eder mi Defne'nin çaresizliğine? Ya hiç dönememek üzere giderse Ömer'i? O zaman kalbi hep kanamaz mı? Yüreği nasıl dayanır onu hiç görmemeye? Biz en iyisi yaslanalım arkamıza, güvenelim senaristimize...

Yeniden başlayan hikayelerini bıkmaksızın izleyelim! Çünkü bizlerin kalpleri dayanmıyor sizlerin ayrı kalmasına! Gökten 3 elma düştü biri Defne'ye, ikincisi Ömer'e, üçüncüsü de tüm Kiralık Aşkcılara!!

Mutlulukla Kalın...


BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER