Psikopat katillerin korkulu rüyası Dedektif Luther: Şimdi yeniden..

Psikopat katillerin korkulu rüyası Dedektif Luther: Şimdi yeniden..
Zavallı Luther, iki büklüm masasına abanmış, elleri ile uğuldayan başını tutmuş, acı içindeki yüzü anlamak için odaklanmış... Dünyanın yükü dev bir kara adam olan karizmatik Luther'in üzerine çökmüş. Vahşice öldürülen kurbanların korkunç resimlerinden oluşan bir dairenin ortasına çaresizce çökmüş David Bowie'nin "dekupaj" tekniği ile düşünüyor. "Katil kim?"  

İlk sezonu 2010 yılında yayınlanan BBC yapımı Luther suç/polisiye/gerilim karışımı bir dizi. Luther fanatikleri 2013 tarihinde yayınlanan üçüncü sezondan beri bekliyor ki bu olur şey değil arkadaş. Yapımcıların "yok dördüncü sezonu çekmeyeceğiz, yok Amerikan versiyonu olacak, yok Alice karakterinden ayrı bir dizi/film çıkaracağız" gibi artistlikleri derken nihayet BBC'den dördüncü sezon -minik bir fragmanla-müjdesi geldi.




Sözünü ettiğimiz dizi üst üste Emmy ve Altın Küre Ödülü adaylıkları olan, başrolü oynayan İdris Elba'ya En İyi Erkek Oyuncu Altın Küre Ödülü'nü kazandıran bir yapım. Ödüller bir yana Tehlikeli Suçlar Biriminde (DCI) Dedektif Başmüfettiş olarak görev yapan John Luther'i  canlandıran İdris Elba'dan yayılan "sokak karizması" seyirciyi diziye bir güzel bağlamakta. İdris Elba'yı The Wire’daki Stringer Bell karakterinden hatırlarsınız.

Londra sokaklarında farklı bir dedektif; Luther


İlk sezonu 6 bölüm, ikinci ve üçüncü sezonu 4'er bölüm çekerek ağzımıza bir parmak bal çalan Luther'in başarısı sadece İdris Elba faktörü ile açıklanamaz. Elbette dizinin yaratıcısı, hayal edici kişisi, senaristi Neil Cross, başta ilk 6 bölümü çeken yönetmenler Sam Miller, ikişer bölüm çeken Brian Kirk ve Stefan Schwartz, jenerik müziğini yapan Massive Attack gibi diğer bütün özel elemanlarda çok parlak bir iş çıkarmışlar. 

Yan karakterlere gayet sıkı çalışmışlar ki bizler her bölüm merak içindeyiz; şu güzelim pırlanta Zoe Luther'i gerçekten terkedebilecek mi, -ki kendisi Game Of Therons'daki kum yılanlarının anasını oynayan Indira Varma olur- acaba patronu kahraman bir polis mi, aşağılık bir yalancı mı karar veremeyen boksör burun Ripley mevzuları çözebilecek mi, birinci sezonun düşesi "demode Tülay Abla meçli" Rose Teller gıcık Luther araştırıcısı Martin Schenk'e aldanıp adamımızı harcayacak mı?

Anla beni Luther, takdir et, zekamı gör, aslında sev beni Luther

Yardımcılar çok iyi oynamakta, Zoe'nin sevgilisi Mark (Paul McGann), Luther'i indirmeye çalışan haset DSU dedektifi George Stark (David O'Hara) George'a yardım eden ve yüz karakteri ile bizi büyüleyen DCI Erin (Nikki Amuka-Bird), kötüleri bilgisayarından kovalayan dahi ve kokainman Benny (Michael Smiley), korkunç porno yapımcısı babaanne Baba (Pam Farris), yeni Luther kurtarıcımız, masum sevgili Mary Day (Sienna Guillory) ve her bölüm görelim diye dua ettiğimiz psikopatımız Alice Morgan (Ruth Wilson -The Affair'den tanıdığımız Allison ) rollerini bizi var güçleri ile inandırmakta.

Roller evrile evrile değişir, iyiler kötü, kötüler iyiye dönüşürken bizler nefes nefese Luther'e bakmaktayız. İster yayınlanacağı günü "acaba bu bölümde Alice var mı, şimdi Mary'ye de dedikodu yaptılar kız ne yapsın" diye iple çekerek TV'de seyredin, ister bünyeniz ne kadarına izin veriyorsa -benim her güne iki bölüm şeklinde art arda- netten bakın. Keyfinize göre.

Bir lokma, bir parka..

Luther'de katillerimiz oldukça sıradışı ki seyirci olarak Kuzuların Sessizliği'nden, Seven'a, Dexter'den Hannibal'a kadar bu gözler ne katiller gördü; bunun kan içeni var, et yiyeni var, kurbanı isminin baş harfine göre seçeni var, tavandan sarkıtanı var, bir yere kapatıp yıllarca saklayanı var, kısacası yüzlerce çeşidi varoğlu var.  Katil kadrosu manyak, tuhaf, ezik, insancıl çeşitli tiplerle tıklım tıklım dolu ve açıkçası artık bir katilin orijinalliğine veya tekniğine şaşırabileceğimizi sanmıyorum.  Yine Luther'in örneğin True Dedective'deki gibi, suç/yaradılış/insan vs. üzerine derin varoluşsal sorunlara değinmek gibi fazlaca bir derdi, aman aman felsefi bir alt metni de yok. Daha çok yasalar/suçlu/polis arasındaki etik uygulamalar, suçlu hakları, polisin insan hayatını kurtarmak adına ne kadar ileri gidebileceği -delil saklama, sahte delil yaratma, daha kötüleri yakalamak için eski suçlulardan yararlanma- hakkında düşünmemizi ister gibi duruyor.


BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER