Justin Baldoni: Rafael bu sezonda baba olmanın ne demek olduğunu anlayacak

Justin Baldoni: Rafael bu sezonda baba olmanın ne demek olduğunu anlayacak
Jane the Virgin, “Telenovela”larla bir yandan tatlı tatlı dalga geçerken, bir yandan da rahatlıkla bu kategoriye girebilecek, Latinleri karikatürize etmeden yansıtan bir dizi. Yanlışlıkla hamile kalan ve akabinde bütün hayatı değişen Jane'in hikayesinin anlatıldığı dizi, Türkiye'de Fox Life kanalında 19 Aralık'ta dördüncü sezonuna başladı Kendine dünya çapında büyük bir hayran kitlesi edinen Jane the Virgin'e bu sezonda yeni bir bebek ve sürpriz konuk oyuncular katılacak gibi görünüyor.

CBS International Studios tarafından Los Angeles'ta Beverly Hilton Hotel'de düzenlenen basın toplantılarına dizi adına katılan oyunculardan biri de Justin Baldoni oldu. Jane the Virgin'de sürekli ağır çekimde üstündekileri çıkardığına tanık olduğumuz Rafael karakterini canlandıran oyuncu sanıyorum rolünden ancak bu kadar farklı olabilirdi. Konuşmayı, daha ziyade heyecan duyduğu konuları hararetle anlatmayı pek seven Baldoni'nin bizimle görüşmeye gelmeden birkaç gün önce TED Talk'a katıldığını öğreniyoruz. Oyuncu bu konuda o kadar heyecanlı ki bütün sohbeti, konuşmasında da bahsettiği erkek duygusallığı konusu domine ediyor. Önümüzdeki yıl hem Jane the Virgin, hem de “Man Enough” isimli yeni programı ile bayağı yoğun olacak gibi görünen oyuncu, maskülen olmanın gerçekten ne anlama geldiğine dair adeta bize de minik bir sunum yapıyor.



● Odaya girer girmez herkesin farklı bir ülkeyi temsil etmesinin ne kadar güzel olduğunu söylediniz. Peki dizinin diğer ülkelerde nasıl tepkiler aldığından haberdar mısınız?
Evet, herkesin farklı yerlerden gelmesi çok güzel. Amerika'da bazen kendinizi balonda yaşıyor gibi hissediyorsunuz; genel olarak fazla seyahat etmiyoruz, bir de ben artık çocuk sahibiyim, o yüzden ülke dışına çıkmak daha da zorlaştı. En son gittiğim yerlerden biri İsrail'di. Baha'i inanışına çok bağlıyım, o yüzden oradaki Baha'i tapınağını ziyaret ettim.

● Peki dizinin yeni sezonunda bizi neler bekliyor?
Dördüncü sezonda Rafael nasıl bir erkeğe dönüştüğünü keşfediyor. Hayatta hiç sıkıntı çekmemiş bir karakterden bahsediyoruz; eskiden bir sürü parası vardı, istediği her kadınla birlikte olabiliyordu, güzel kıyafetler giyiyordu. Şimdiyse bunlar olmadan nasıl bir insan olduğu gerçeğiyle yüzleşmeye zorlanıyor. Bu konumda olmak bir erkek için hiç de kolay değil. Neyse ki Jane yanında, çocukları var. Eminim bu yıl yine birtakım kötü kararlar verecek. Olayın özü şu ki Rafael bu sezonda baba olmanın ne demek olduğunu anlayacak. Baba olmak sadece çocuğun masraflarını karşılamak mıdır yoksa ona nasıl bir insan olması gerektiğini öğretmek midir? Bütün bunlar dizi dışında yaptıklarımla da çok örtüşüyor ve iki tarafta da maskülen olmanın tam olarak ne anlama geldiğini sorgulamış oluyorum.  

● Rafael'in bahsettiğiniz gibi özellikle hapis yattıktan sonra dönüşüm geçirdiğini biliyoruz. Bunlar onu nasıl etkiledi?
Bu tecrübeler onun gözünü açtı diyebiliriz. Zen tarafını keşfetmiş oldu. Bir şeyi çok zorladığında nasıl ters tepebileceğini gördü. Biz de erkekler olarak bunlardan ders alıyoruz bence. Farklı maskeler takıp farklı yollar denedikten sonra neyin işe yarayıp yaramadığını görüyoruz. Böyle bir karakteri canlandırmak da çok aydınlatıcıydı. Dizi dışında yaptığım çalışmalar sayesinde, özellikle son sezonda Rafael'e karşı ilk defa merhamet duyduğumu hissettim. Daha önce onun sinir krizi geçirdiğini görmemiştik. Bu güçlü erkek, teskin edilmeye ihtiyaç duyacak şekilde kendini kaybetti ve bence ekranda bunu görmek çok farklı bir tecrübeydi.

● Peki erkeklerden diziye ve karakterinize nasıl yorumlar geliyor?
Beni takip ediyorsanız bilirsiniz, sosyal medyayı, erkek olmanın ne anlama geldiğini konuşmak için sıkça kullanıyorum. Hatta yakın zamanda TED Talk'a katılarak bu konuda bir konuşma yaptım. Yeni programım “Man Enough” da 5 Aralık'ta gösterime girdi. Yani şu anda bütün hayatım, bu ülkede maskülenliğin ne anlama geldiğini araştırmaya adanmış durumda. Uzun vadede programı farklı ülkelerde, oradaki ünlülerle çekmek istiyoruz. Şu anda erkeklerin kafası bayağı karışmış durumda ve kadınlarla ilgili bir durum söz konusu olduğunda onlara tavsiyem basit: “Çenenizi kapayın. Kadınları dinleyin.“ Erkekler olarak kadınların “Me Too” (Ben de) diyebilmelerine fırsat vermeliyiz. Bu ülkede, özellikle de Los Angeles'ta içinde bulunduğumuz sektörde kimse başına gelenleri anlatabilecek bir konumda değildi. Erkekler olarak “Sana kim inanır ki?” diye kadınları bastırdık. Şu anda da kadınların yıllarca içlerine attıkları duygular, kimseye anlatmadıkları olaylar açığa çıkıyor. Onlar bunları, o erkekleri yok etmek, onların hayatlarını mahvetmek için değil, içlerindekileri paylaşmak için anlatıyorlar. Aynı şey erkekler için de geçerli. Erkekler içlerini dökmediklerinde ne oluyor? Ağlayamadıklarında, duygusallaşamadıklarında ne oluyor? O duygular öfkeye, kansere, çeşitli hastalıklara dönüyor. Bu yaşananlardan sonra umarım bir uçtan diğerine savrulmak yerine ortada bir yerde duracağız ve erkekler de o noktada duygularını, yaşadıklarını anlatmaktan çekinmeyecek. Umarım artık gücün yanlış şekilde kullanılmadığı bir noktaya geliriz.

● Peki yeni programın formatı nasıl?
“Man Enough”da sektörün farklı alanlarında çalışan beş farklı erkekle masaya oturup muhtemelen erkeklerin daha önce konuştuğunu duymadığınız şeylerden bahsedeceğiz. Mesela ilk bölümde erkeklerin neden konuşmadığını masaya yatırıyoruz. Sürekli konuşup duruyoruz ama ne zaman içimizi döküp kırılgan yanımızı gösteriyoruz? Bu bağlamda, ilk bölümde babamla bir yolculuğa çıkıp derin konulara dalıyoruz. Bir başka bölümde de vücutlarımızı konuşuyoruz. Günün sonunda hepimizin kendine güvensiz olduğu anlar oluyor. Neye benzersek benzeyelim hepimiz bunu yaşıyoruz. Ben de kendimi hâlâ 13 yaşında hiç kası olmayan zayıf bir çocuk gibi hissediyorum. Şimdi ne kadar spor yaparsam yapayım, Jane the Virgin'de ne zaman üstümdekileri ağır çekimde çıkarsam kendimi tuhaf hissediyorum çünkü hiçbir zaman kafamdaki gibi görünemeyeceğim. Erkekler bu gibi konulardan hiç bahsetmiyorlar. Ben de böyle sorunlarım olduğunu söyleyip diğer erkekleri bana katılmaya davet ediyorum. Bu terapi gibi bir şey.

● Jane the Virgin sayesinde ünlü olmanız da bu tip konulardan bahsetmenize olanak sağlamıştır muhakkak.
Her yerde tanınacak kadar ünlü müyüm bilmiyorum ama dizi sayesinde sosyal medya platformlarından kafa yorduğum, önem verdiğim konuları paylaşabiliyorum. Feminizm, maskülenliğin anlamı, karım ve çocuklarıma olan sevgimden bahsediyorum. Erkeklerin bazı konularda konuşabilmesi için onlara bir alan yaratmak istedim. Halka açık alanlarda ateş açan, katliam yapan adamlara bakın, hepsinin profili aynı: Yalnız, beyaz adamlar. Bunlar da hep içlerindeki öfkeden doğuyor.

● Jane the Virgin'e dönersek dizinin bu kadar başarılı olmasını neye bağlıyorsunuz? Bir yandan pembe dizilerle hafiften dalgasını geçerken bir yandan da kendisi de Latin karakterlerle dolu.
Bence başarılı olmasının sebebi eşsiz olması. Konuları hafif bir şekilde ele aldığı için başarılı. Komedide birçok ciddi konuyu vaaz vermeden anlatabilirsiniz. İnsanlar bu dizi sayesinde temsil edildiklerini düşünüyorlar ve ekranda kendilerine benzeyen karakterler görme şansını yakalıyorlar. Jane, herhangi biri olabilir. Hepimizin öyle bir Abuela'sı var. Hepimiz özümüzde göçmeniz. Dizide ele aldığımız konular, dile, dine, cildinizin rengine bağlı olmaksızın evrensel. Dünya şu anda o kadar karanlık bir noktada ki konu ciddi bile olsa gülmeye çok ihtiyacımız var.

● Çok teşekkür ederiz. Yeni sezonda ve programda bol şans.
Ben teşekkür ederim vakit ayırdığınız için.




BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER