Aşka âşık bir topluma izletilmeyecekler listesi: Kiralık Aşk
Ne kadar da nişan fotoğrafı gibi fotoğraf çekilen bir çift :D
Kimsesiz mor dalgalarda yalnız bir çiçekken el değmemiş topraklara savrulup, kök salan 1 adet Ömer İplikçi bütün bedensel ve ruhsal sağlığınızı darmaduman edebilir. Seven kalbini istese de bir türlü susturamayıp, doludizgin kendisini sevdasının kollarına atan 1 adet Defne Topal ise bir gecede 3 kilo vermenize sebebiyet verebilir.

Uçuşa geçmeye oldukça müsait nevi şahsına münhasır bünyesi, gidecek hiçbir yeri olmayan Ömer İplikçi’nin bir gece ansızın kapısına dayanıp ağlayacak bir omuz istemesini yüreğinde nasıl taşıyacağını bilemeyip telaşlanabilir. Bulutların üzerinden seviye atlayıp cennetin ilk katına adım atabilir, kalbinin odalarını paylaştığı sevgili Ömer’i ile yatağını ve kokusunu hatta kahvaltı sofrasını paylaşabilir. Gel gör ki bütün bu mükemmeliyet içinde sevgili Defne, bir parça kendine güveni eksiktir. Kendisine olan inançsızlığı mı diyeyim artık, yoksa Ömer’i koyduğu yere bakınca kendini onun seviyesine layık göremeyişinden midir bilinmez, ince bir cımbızla bütün konuşmadan en olmayacak detayları çekip çıkarıp kendisine ok gibi sapladı. Yetmedi -tabii yeter mi hiç!- avuç dolusu dikeni bir de Ömer’in kalbine savurdu. Ömer bir hayli kırık dökükken yapılacak son şey böyle rest çekmekti, Defne. Git demek, kal diye yalvarmanın aksine ne de kolay senin için. Gitme demeyi bu kadar geciktirmişken ne de çabuk döndün sözünden öyle. Biz hala alışamadık ama Ömer alıştı herhalde senin bu hallerine, baksana adam kalesine çekildi, açtı müziğini golf oynamaya başladı. Passionis’ten gitmek zorunda oluşundan çok adamın aklını, kalbini sen çorba ettin. Ah be safoz Defne! Hazır Passionis’ten söz açılmışken, bölümün beni sinirden kudurtan yerlerini yazmaya hiç gönlüm el vermese de biraz bahsetmek istiyorum. Lakin içimde daha fazla tutarsam çatlayacağım!


Bu adamı üzdüler Matmazel!

Bir yanda Sinan’ın zarar görmesine tahammül edemeyecek olan Ömer İplikçi, bir yanda Ömer’i dibe çektikçe çekmeye çalışan ve daha dakika bir demeden ceza sahasına girip gol atmaya hazırlanan, sevimli ama mikrop Sinan Efendi! Kurtuldun prangalarından, mutlu musun bari şimdi? Kendini hep boyunduruğu altında hissettiğin sözde kardeşin Ömer İplikçi’nin yeri bomboş artık. Onsuz bir hiç olduğunu ne zaman kabulleneceksin acaba? Olaya objektif bakılınca –ne kadar bakabilirim bilmiyorum çünkü Sinan’a aşırı öfkeliyim, Sude’ye daha da öfkeliyim beklesin onun da sırası gelecek!- Ömer’in kaybettiği çok bir şey yok aslında. Sonuçta tasarımcı olan, Sinan’ın deyimiyle bu işin beyni, o. Nereye gitse kendini kabul ettirir -ki Ömer İplikçi’den bahsediyoruz adam başlı başına bir marka zaten-  ama sanki o olmadan Passionis de bir o kadar kabul edilemez gibi geldi bana. Passionis’i Passionis yapan Ömer’in hayata karşı duruşu, vizyonu efendime söyleyeyim o külyutmaz ön yargılarıymış meğer. Yine de Koray’a hak vermeden edemedim. Ömersiz Sinan’ı düşünmek zor ama Sinansız Ömer de bir o kadar zor. Hatta öyle bir an geldi ki ben de Ömer gibi “Kendini mi seçti bu saf ya?” diye düşünmeden edemedim. Çünkü o Koray Sargın, ondan her şey beklenir. Sude’ye göre durum böyle değil tabii, Koray’ı dolduruşa getirdiğini düşünüyorum. Kendisi, erkeğinin arkasında duran kadın imajını biraz fazla abarttı. Sinan’a verdiği gazlar beni benden aldı. Yaptığını masumiyete taşıyamıyorum, bir türlü hak veremiyorum, ihaneti kabullenemiyorum. Allah affetsin ben de böyleyim ne yapalım?

Necmi ile Neriman da nihayet şöyle bir ebeveyn gibi kızlarını artık kontrol etmeye başlayacaklarının sinyalini verdiler çok şükür. Neriman, Ömer ve Defne’den sonra baya bir boşluğa düşmüştü. Sinan ve Sude dosyasına atanması bence harika bir dönüş oldu. Aslında biz Defne’ye deli falan diyoruz da, Defne’den ziyade Sude’de biraz annesinden geldiğini düşündüğüm korkutucu bir delilik var. Ödül töreninden önce, ya da Sinan’a numara çektiği geceden önce hazırlanırken Mine’ye yaptığı konuşmaları hala aklımda. Değişik bir karakter anlayacağınız. Korkutuyor beni, o yüzden öfkeme yenik düşüp ona fazla sayıp dökmeyeceğim. Koray gibi ellerimin arkasına saklanıp izliyorum, uzaktan. Akıbeti ne olur kestirmek güç, izleyip göreceğiz artık.


BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER