İkimiz bir yalanın doğrularıyız

Al Yazmalım filminde, Türkan Şoray’ın muhteşem bakışı ve iç sesi ile sorduğu soruyu hatırlar mısınız? Bize şöyle sorar: “Sevgi ne idi?” Son iki bölümdür, izlerken aklıma bu soru geliyor ama şu şekli ile “Sahi adalet ne idi?” Geçen hafta çokça duyduğumuz “Elif içeride yapamaz!” diyaloglarında da, bu bölüm Tayyar’ın Elif’i içeride bezdirip intihara sürükleme planının altında da benzer mantık var. Ama adalet sadece “kader mahkumu” etiketi ile yoksulları vuran bir şey mi? Hapishaneler sadece yoksulların yaşayabileceği bir yer mi? Ya da en basit hali ile adalet cüzdanımızın kalınlığına göre dağıtılan bir şey mi?

Ben sende tutuklu kaldım!

Dizinin başından beri, mutlak kötülerin ceza alması bekleniyor. Ancak sıra Denizer kızlarına gelince, önce herkes bir duraksıyor. Hatta geçen bölüm adalet yerini bulsun diye çırpınan Pelin komiser bile Aslı geldiğinde onu evine kovalamıştı. Bu durumun başka bir hali de şu. Dizide kötülükler işleyen ama yaptıkları ile bizi kendine bağlayan karakterler de adaleti kandırarak kurtuluyor ya da ilahi adalete teslim olarak cezalandırılıyor. Örneğin, Metin ya da Hüseyin. Polis filminin unutulmaz sloganı gibi “Şiddete meyyalim vallahi dertten” dedirten meşru zeminler hazırlanıyor. Metin’in sebebi belli: Tayyar gibi bir babası var. Şimdi bir de Nilüfer hamile. Junior Metin’in hatırına Metin’i de affederiz. Hüseyin dersen, Svetlana’ya olan aşkından bu halde. Nedret Hala, henüz belli olmasa da ağabeyi yüzünden, gençken yaşadıkları nedeni ile kötü ve muhtemelen cezasını çekmeyecek. Kol kırılacak, yen içinde kalacak. Ne de olsa Nedret Hala aileden biri.

Bir bardak çay, her derdi siler .

Elif, hayatındaki yalanları hep olmadık yerlerde, olmadık şekilde öğreniyor. Babasının ölümü ile babasının kara para aklayan biri olduğunu öğrendi. Hapishaneye ziyarete gelirken, temiz don ve fanila getirmek yerine, kendi vicdanını rahatlatmak için eteğinde birikmiş ne kadar taş varsa onu getirdi Levocan. Bu sayede, en yakın arkadaşım dediği Bahar ile ilgili gerçekleri de öğrendi. Ancak hem nişanlısından ayrılmış, hem suçlandığı cinayeti hatırlamayan, hem hapishanede olan, hem de hayatı ile ilgili böyle bir gerçeği öğrenen bir kadın için zayıf bir performans sergiledi Tuba Büyüküstün. Bunu bir kenara bırakırsak, Elif'in duvarları hala çok zayıf ve alçak. Elif'in yaşadıklarının onda birini yaşamış olsam, etrafıma ördüğüm duvarlardan yüzüm gözükmezdi. Hala herkese kendi gibi bakabiliyor. Dahası hala kendi içindeki saflığı koruyabiliyor. Bir kanatları eksik vallahi.

Atmosferdeki elementleri bile Tayyar yönetiyor sanki ?

Ben, bu noktada, Nedret Hala’dan ya da Aslı'dan bir sürpriz bekliyorum. Ruhsal sorunları olan bir karakter olarak, bence Aslı deli ataklar yapabilir. Her zaman Metin ya da Tayyar ters köşe yapıyor. Bu sefer de iyilerin işine yarayacak şekilde birileri planı bozsa. Çünkü Arda, Pelin ve Ömer polis olmalarına rağmen nedense pek zeki davranamıyorlar. Sanırım olayların içine çok fazla daldılar ve artık ne önlerini ne ellerindekileri göremiyorlar. Biraz duraksayabilseler, bir adım geri çekilip olaylara öyle bakabilseler belki kaçırdıkları ayrıntıları görebilecekler. Bu bölümde Nedret Hala'yı, geçen bölümlerin birinde usbyi kimin aldığını öğrenmelerine rağmen, ellerindeki iplerin uçlarını bir türlü birleştiremiyorlar. Dizide her ayrıntıyı, her adımı düşünen bir tek Tayyar var. O da bazen kibirine yenik düşüp, yanlış piyonla oyuna başlıyor. 

Anlamadığım, Metin Hüseyin’i nasıl kullanmayı planlıyor? Protez ayak taktırıp, ölü bilinen bir adam olmanın verdiği özgürlük ile mi kullanacak Hüseyin’i? Ama sıra mafyatik iş yapmaya geldiği zaman, İstanbul küçük yer. Hüseyin bilinen o polis yüzü ile nasıl hayalet özgürlüğü ile çalışabilir ki? Bence, Hüseyin’e estetik şart. Metin, yeni bir Hüseyin yaratmalı. Hatta bu Hüseyin, bize babacan Hüseyin’i unutturmalı ve Tayyar’ın imparatorluğuna karşı bir Metin imparatorluğu kurulabileceğine bizi ikna etmeli.

Tayyar, ne demişler: İntikam almak istiyorsan iki mezar kazacaksın. Ömer için kazılan mezar kimin nasibi olacak bakalım? Metin bir ölümden kaçabildi ama Ömer'in ölümünden kaçması çok zor. Kesin uzaktan izleyen Tayyar'a çaktırmadan Ömer'e fısıldar, boşluğa ya da omuzuna ateş eder. Ömer'i mezara atar. Mecburen üstünü kapatır ama sonra Ömer'in arkadaşlarına haber verir. Biz gelecek bölümde Arda, Pelin ya da İpek'in Ömer'i mezardan kurtarmak için zamanla yarışmasını izleriz. Bu rutini biliyor olsak da umarım heyecan dozu yüksek, ekşın dolu bir bölüm bizi bekliyordur.





 

 

 

 

 

 

 

 



BUNLARI DA SEVERSİN

DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 70
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 35
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 69
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 68
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 6
DİZİ-YORUM : SEZON 2 , Bölüm 67
DİZİ-YORUM : SEZON 1 , Bölüm 5
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER