Söz: Empati sahibi olmak ya da olmamak
Ekibin çapkını 'Ateş Açar'
Geçtiğimiz hafta açılışını yaptığımız Söz'de geldik ikinci bölüme. Çift bölümlük yayın maceramız ne kadar gider bilmiyorum ama ben şu an çok seviyorum daha 22:30 olmadan dizinin bitmesini. Lütfen bir süre böyle devam edelim veya kalalım.

Geçtiğimiz bölümün en akılda kalan tarafı elbette girişteki şehit monoloğuydu. Bu bölüme de o tarzda bir girişi şehidin cenazesiyle yapmışlar. İyi kurtarılmış bir girişti en azından, devam bölümlerinde de bu tarzı benimseyecekler mi merak ettirdi. Bu arada söylemesi ayıp ben bu bölümde dizinin jenerik müziğinin güzel olduğunu fark ettim, geçen bölümde niyeyse üstünde durmamışım demek ki.

Sonrasında ise Çolak'ın hain emellerini engellemek üzerine kurulu bir bölümde bir sürü olayı peş peşe izleyiverdik. Karakter de bol olunca tabii şaşmamak lazım.

Önce kolye. Kız resmen üşenmemiş, kaybolur diye kargoya vermek istememiş, üstüne uçağa binerek kolyeyi vermek için Yavuz'un karşısına çıkıvermiş. Ne türden bir insan böyle bir şey yapar vallahi bilemedim ama Bahar yapıverdi işte. Maksat aradaki kilometreleri azaltmak diyerek gerisine teferruat gözüyle bakalım madem... Nasılsa daha çok yolları var, Yavuz daha dramasından bile çıkamadı. Yalnız dolaptaki Merve-Yavuz resmi güzeldi, onu da belirtmiş olayım.

İkinci bölümün ve dizinin sevdiğim bir tarafı ise sadece 'görev, görev, görev' şeklinde gitmiyor olması. Mazallah 130 dakika öteki türlü nasıl geçerdi bilmiyorum. Araya komedi katmaları ve dışarıya çıkmaları hoşuma gitti açıkçası. Orhan Gencebay dinlemeden iş yapamayan bir bomba imha uzmanı. Düşmanı etkisiz hale getirince dağ başında beraber selfie çeken bir grup. Ayrıca ekibin çapkını rolündeki Ateş'in hallerini izlemek de genel olarak güzeldi. Bölümün en öne çıkan ismi Eren Vurdem oldu zaten.

- Buralarda çok popülerim, hayramlarım çok fazla.
+ Gülmem mi lazımdı buna?

kısmını da eklemiş olayım. Yavuz-Bahar arasındaki diyalogda benim gülmem geliverdi efenim. Pişman da değilim.

Bölümde Bahar'ın bulunduğumuz yere sabitleyecek hamle ise fakülteden arkadaşıyla yaptığı doktorluk turlarıydı. Zengin ama idealist hallerinden dolayı kendisini İstanbul'a postalamak isteyen Yavuz'a karşılık arkadaşıyla hastaları ziyaret ediverdi. Bölgedeki durumu görmesinin nereye varacağını tahmin etmesi zor olmasa gerek zaten. Hele de bölüm sonundaki doğum sahnesi zaten tuz ve biber görevi gördü.

Bu arada içimde kalmasın, şu an ismini hiç hatırlamadığım Avatar Atakan'ın karakterini hiç görmesek ne oldu bu adama diye aramam herhalde. İki bölüm içinde anca o kadar göründü çünkü kendileri. Şikayetçi miyim? Ben kendisini Survivor'dan değil de profesonel kariyerinden daha çok tanıyan biriyim, ona da tanımak denirse tabii. Evet desem yalan olur o yüzden. Ama gelir herhalde.

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER