Asıl hikâyemiz de zaten bundan sonra başlıyor. İstihbarat Ali’yi de Ceylan’ı da avucuna alıyor ve ikisini de birbirleriyle tehdit ederek Bozkurt Hanoğlu’nun (Bozo) yanına muhbir olarak yerleştiriyor. Zaman atlıyor ve üç sene sonra Ali ve Ceylan, Bozo ve Ceylan’ın adadaki evlerinde karşılaşıyorlar, ki adadaki o evi de çok sevmiştim keşke hep orada kalsalardı. Neyse karşılaşıyorlar ve Ali bütün olanlar kendi suçu değilmiş gibi ilk gördüğü andan beri Ceylan’ı suçluyor. Suçladığı şey de ona evlenme teklif ettiği yerde ve anda on iki kadar kişiyi öldürüp, bu zekayla nasıl becereceğini anlayamadığım bir şekilde kendisine hiçbir şey olmadan ve yakalanmadan kaçma planını bozması. Nasıl bozması? Onun canı için endişelendiğinden mekâna geri dönerek bozması. Üstelik de ona bir şey olmasın diye mecburen birini öldürerek bozması! İlk suçladığı şey bu. İkincisi onu beklemeyip Bozo gibi bir adamla evlenmesi. Bak bak akıllıya bak sen! Ayrıca sen normaldin de ne oldu? Yine katil çıkmadın mı? Ceylan da en azından ne olduğunu önceden bildiğim biriyle olayım demiştir belki de. Neyse oralarda Ceylan da ağzının payını güzelce vermişti.
Devamında Ali, Ceylan’ı orada Bozo’nun karısı olarak gördüğü halde, hatta sırf bu yüzden yanında kalıp adamı olarak çalışmayı kabul etti. Tabii Bozo biraz emrivaki seven bir adam. Hadi tamam bayağı emrivaki seven bir adam. Kabul etmesi için kız kardeşi Melek’i de getirip tehdit demeyelim ama teşvik etti diyebiliriz. Bu arada Melek de Ceylan’ı gördüğü gibi onu suçlamayı ihmal etmedi. Kusura bakmasınlar ama iki kardeşte de mahcup olma huyu yok herhalde. Kızı senelerce kandırmışsınız. Bunun için özür dileyeceğinize tutup bir de onu suçluyorsunuz.

al bu yüzüğü götü...r o kıza ver!
Bozo, Ali’yi ve kız kardeşi Sultan’la evlenmeye zorladığında kabul etmesinin sebebi de Ceylan’a nispet yapmak mesela. Hayır, sen neyin nispetini yapıyorsun? Kızı zaten sen bıraktın ya! Üstüne bir sürü insanı öldürdün, hapse girdin, sonra mafya adamı oldun falan. Ali sanki zor durumda kalmışken Ceylan onu terk etmiş gibi bir hayal aleminde yaşıyor. Yok, sen beni bıraktın gülüm, sen beni öldürdün zaten… gülüm demesine zaten ayrı sinir oluyorum. Devrim Özkancığım kusura bakmasın çiçek gibi kız tabii ki kendisi ama Ali deyince irrite oluyorum maalesef. Sitemkâr söylüyor çünkü. Hani ben seni gül gibi yaşatıyordum da sen durup dururken beni bırakıp gitti der gibi. Ali’nin benim sinirimi en çok bozan tarafı da bu zaten. Kendi verdiği kararların sonuçlarını yaşarken bile kendisini hikâyenin mağduru olarak görmesi. Ceylan’ın yaptığı her şey, onun yaptıklarının ardından geliyor ama Ali’nin kafasında sanki bütün bunlar sebepsiz yere onun başına gelmiş gibi.
Bozo, Ali’yi kız kardeşi Sultan’la evlenmeye zorladığında kabul etmesinin sebebi de Ceylan’a nispet yapmak mesela. Hayır, sen neyin nispetini yapıyorsun? Kızı zaten sen bıraktın ya! Üstüne bir sürü insanı öldürdün, hapse girdin, sonra mafya adamı oldun falan. Ali sanki zor durumda kalmışken Ceylan onu terk etmiş gibi bir hayal aleminde yaşıyor. Yok, sen beni bıraktın gülüm, sen beni öldürdün zaten… gülüm demesine zaten ayrı sinir oluyorum. Devrim Özkancığım kusura bakmasın çiçek gibi kız tabii ki kendisi ama Ali deyince irrite oluyorum maalesef. Sitemkâr söylüyor çünkü. Hani ben seni gül gibi yaşatıyordum da sen durup dururken beni bırakıp gitti der gibi. Ali’nin benim sinirimi en çok bozan tarafı da bu zaten. Kendi verdiği kararların sonuçlarını yaşarken bile kendisini hikâyenin mağduru olarak görmesi. Ceylan’ın yaptığı her şey, onun yaptıklarının ardından geliyor ama Ali’nin kafasında sanki bütün bunlar sebepsiz yere onun başına gelmiş gibi.
Yazı devam ediyor...