Ekranda Ses Yarışmaları: Ses deneme.. Bir, iki, üç...

Ekranda Ses Yarışmaları: Ses deneme.. Bir, iki, üç...
‘Popstar’, ‘Popstar Alaturka’ yarışmalarından sonra hatırlayacağımız yegane ses yarışması ‘O Ses Türkiye’dir kuşkusuz. Formatın başarılı adaptasyonu, iyi seçilmiş jüri üyeleri bir de üzerine Acun’un eli değdi mi o yarışma şahlanmaya hazırdır artık. 6 sezondur yayınlandığı günün ratinglerinden alnının akı ile çıkan bu yarışma iyi tamam hoş da artık yeter dedirtmedi mi? "Alternatif yarışmalar var biz mi seyretmiyoruz?" diye sorabilirsiniz.

Şu an yok belki evet ama, olmuyor da değil, en son TRT denemişti fakat bekleneni vermedi, yine yakın zamanda Fox Tv, "En İyi Ben Söylerim" ile şansını denedi o da olmadı. Bahsi geçen ve geçmeyen uzun soluklu olma şansı yakalayamayan bu şarkı yarışmalarının tek handikapı iddialı olmamaları, alternatif olmaya razı gelmeleri diye düşünüyorum. Bu umut kırıcı deneyimlerden sonra kanalların müzik konsepti konusunda yeni birşey denemeye mecali yok gözüküyor hatta bu konuda diğer ülkelere kıyasla biraz çekimser kaldığımızı düşünüyorum.

Yakın zamanda Fox Amerika, "Final 4" adındaki yarışmayı satın aldığını duyurdu. Armoza, Türkiye’de formatın yerel uygulamasını Karga Seven Pictures’a teslim etti. Bu demektir ki yakında da Türkiye ekranında da bu yarışmayı göreceğiz. Şimdiden birçok ülkeye satılan yarışma diğer şarkı yarışmalarına nazaran farklı bir içeriğe sahip. Kısaca, yarışma jüri tarafından seçilmiş 4 finalist ile başlayacak. Halihazırda seçilmiş olan yarışmacıların her bölümde karşısına yarışmaya katılan yeni adaylar çıkacak ve performanslarına bağlı olarak aralarından biri yarışmaya veda edecek. Jüri tarafından önceden seçilmiş finalistler sahnenin sağladığı o parıltılı dünyayı bırakıp yerlerini almak isteyen yeni yarışmacılara koltuklarını devredecekler mi yoksa kendilerini sağlama alıp yarışmaya devam mı edecekler işte ona seyirci karar verecek.

"Final 4" gibi değişik formata sahip ses yarışmaları yurt dışında oldukça revaçta ve kanallar denenmişi denedikleri kadar ‘next big hit’ dedikleri bir sonraki en parlak yarışmayı bulmak için risk almaktan çekinmiyorlar. Bunlardan birkaç tane örnek vermek gerekirse; TwoFour firmasının ‘Change Your Tune’ adlı yarışması konsept olarak alışagelmişin dışında. Katılmak için gerekli olan tek şey kötü bir sesinizin olması! Sesinizin kötü olduğunu düşünüyorsanız veya çevreniz bu fikirdeyse işte kendinize ve onlara bunun aksini ispatlamak için bir fırsat. Yarışma önce adayları ve seslerini tanıtarak başlar. Hocalar eşliğinde yapılacak eğitimlerin ardından yarışmacılar performanslarını sergileyecek an’a gelirler ve işte orada tüm insiyatif artık seyircinin elindedir. İlk ve son performansları arasında iyi yönde en çok değişimi gerçekleştiren yarışmacı para ödülü ile evinin yolunu tutar. Fox’un ürettiği ‘Beat The Shazam’ ise Shazam’a adeta kafa tutan bir format. Yarışmada ikişer kişiden oluşan üç grubun görevi yarışma esnasında çalınan parçayı Shazam’dan önce bilip puan toplamak. İzleyicilerin  Shazam aplikasyonu üzerinden evde otururken birbirleri ile yarışmasına olanak sağlayan  bu yarışma ikincil ekranı da yarışmaya dahil edip hedef kitlesini geniş tutmuş.

Belli ki şarkı yarışmaları müziğin evrensel olması sebebiyle kolay kolay ‘out’ olmayacak fakat ismini cismini hatırlayacağımız yarışmaların sayısı bir elin parmağını geçer mi onu bilemem. İyi bir formatın hakkını almak kadar, kendi ayarlarımıza adaptasyonu, sahnesi, orkestrası, jürisi gibi üzerinde düşünülmesi gereken unsurlar yarışmanın akıbetini belirleyecek kadar önemli. ‘Niye riske gireyim? Bildiğim yoldan giderim, ratingleri de sallar geçerim’ demek mi yoksa taşın altına elini koyup izleyiciye farklı bir şey sunmak mı asıl marifet? Zaten gönlüm şu kış aylarında tv ile daha yakınlaşmak istiyor hani bir de farklı türde yarışmalar, programlar olsa değmeyin bizim keyfimize.. 



BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER