Yağız Egemen: İyi Adam ve Kötü Adam Olmak

Yağız Egemen: İyi Adam ve Kötü Adam Olmak
Star TV dizisi Fazilet Hanım ve Kızları’nın son yayınlanan bölümünde etik değerler ile ilgili ilginç ve kafa karıştırıcı bir mizansen izledik. Annenin izni olmadan yapılan bir DNA testi ve yasa dışı açılan bir mezar var. Senaristimiz bunu kurgulayan karakteri Yağız Egemen’in ağzından bize soruyor: “Bu onu benden daha iyi bir adam yapıyor, değil mi?” Gerçekten iyi adam ve kötü adam olmak suç işlemek ya da işlememek arasındaki basit bir seçim mi?

Bu konuda ister istemez aklıma Kohlberg’in ünlü “Eşinin ölümcül bir hastalığı olan kişi, parası olmadığı için eczaneden gereken ilacı alamamaktadır. Bu kişi ilacı çalmalı mıdır? Çalmamalı mıdır?” senaryosu gelir. Soru burada da bitmez “Bunu gören polis memuru hırsızı tutuklamalı mıdır? Tutuklamamalı mıdır?” Kohlberg cevapları evet-hayır ekseninde incelemez. Davranışların nedeni ile ilgilenir. “Evet çalmalı, insan hayatı her şeyden önemlidir.” diyen kişiyi “Hayır çalmamalı çünkü ceza alır” diyen kişiden üstün tutar. Davranışların altındaki niyet önemlidir.

Bu teori üzerinden devam edersek Yasemin, Gökhan, Yağız ve Hazan dörtlüsünün başından geçen bu olayda Yasemin, aslında sadece çıkarlarını göz önünde bulundurur. (2. evre) Gökhan ise toplumdan ayrılmamak, gruba iyi görünmek smacıyla bu işe girer. (3. evre) Hazan, olaydaki polis memuru gibi suçu bilmesine rağmen susar. Amacı merak ettiği gerçeği öğrenmek olduğundan onu da çıkarcı eğilime (2) alabiliriz. Peki ya her şeyi başlatan Yağız Egemen?

Daha dizinin ilk bölümünde anlamadan dinlemeden suçluyorsun diye eleştirilen Yağız, eleştiri karşısında normal insanlar gibi alınıp gücenme yerine eleştiri kaldırabildiğini karşısındakine hak vererek göstermişti. İlk  bölümden ona hayran olmamı sağlayan özelliği buydu. Bölümler ilerledikçe mantıksız olsa da Hazan’a avukat tutmak, babası kardeşine kızmasın diye bu olayı korkmadan babasına ve çevresine açıklamak gibi davranışlarını gördük. Babasının, Hazan’ın ya da çevresinin gözünde iyi çocuk olma güdüsü ile hareket etmediğini buradan görebiliyoruz. (4. evre) Bunun dışında kendisine sürekli hakaret edilmesine rağmen Hazan üzülecek diye gerçeklerin ortaya çıkmasını engellemesi, kötü çocuk olmayı kabullenmesi gerektiğinde kendisini dahi harcayabileceğine güzel bir örnek. Bu sezonun ilk bölümünde sarhoşken Hazan’a imzalattırdığı sözleşme ile kural ve yasalara körü körüne bağlı biri olmadığını da göstermişti. (5) Kural ve yasalara bağlı olmak kişilerde olmasını istediğimiz bir özellik, ancak eğitimsel açıdan biz bunun bir üst seviyesini görmek isteriz. 6. Ve sonuncu evrede bir hareketin doğru ya da yanlış olması kural ve yasalar yerine kişinin kendi vicdanı ve kendi ahlak kurallarına göre sorgulanır, Adalet, insanlık, saygı gibi kavramlar içselleştirilir. Gerektiğinde kurallar ve yasalar esnetilir. Bu son aşama fazlası ile sivil itaatsizlik içerir. Ancak insanların değer yargıları zaman ile değişim geçirir ve bunu sağlayan da bu evredir.

Para için, iyi çocuk olmak için değil babasının hakkını savunmak için yasaları çiğnemeyi ve kötü adam olmayı göze almış Yağız Egemen, bu yüzden bana kötü adam gibi gelmez. Davranışının altında para ya da başka bir çıkar, iyi görünmek, ceza almamak gibi güdüler yerine kendi inandıkları var. İnandığı değerleri aşık olduğunu düşündüğü kıza karşı çatır çatır savunması bu yüzden bölümün bana göre en güzel sahnelerinden biri. Aşık olmak karakterimizi bir kenara bırakmak değil, karşındaki insanı olduğu gibi kabul etmek, iyi ve kötü yanları ile sevmek olduğunda gerçekten değer kazanıyor. Ağlayan kızları sevmeyen Yağız’ın hemen her konuda bu aralar nedense sürekli ağlayan Hazan’a maruz kalması ama buna rağmen soğumaması galiba bu işe güzel bir örnek.

Bu mizansen ile eleştirilebilecek noktalar yok değil. Ece’nin ve bebeğin sağlığı çok düşük bir risk olsa da tehlike altında olabilirdi. İnsan hayatı tüm soyut değerlerden önemlidir. Bunu dizi içindeki doktor bile atladığı için ben de yorumlarken atladım. Belli ki senarist sadece olayın izinsiz oluşuna ve etik kısmına odaklanmış. Aynı test Yağız’ın da dediği gibi mahkeme kararı ile yaptırılabilirdi. O zaman senarist, babanın mezarını açmak gibi bir dram oluşturamazdı. O mezarının aslında açılmasına gerek bile olmaması, yanmış cesede DNA analizi yapılmadan gömülmesi gibi ufak detayları da gözardı edersek, bölümden benim anladığım Yağız Egemen’in gerekiyorsa yasalar ve etik değerleri esnetebileceği ve bu kararının arkasında durma cesaretini gösterebileceği. Bunun senaryoda böyle işlenemeyeceğine neredeyse eminim. Yine de izlerken keyif aldım. Ancak otel odası, kampanya yüzü, annenin ölüm detayı gibi bir çok ilginç hikaye varken bu kadar zorlama bir çatışma alanı yaratılma ihtiyacı neden hissedildi, anlamadım. İlk sezonda kurulan hikayelerin unutulmaması dileği ile...



BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER