Kalp Atışı: Bazı benzerlikler can sıkıcı olabiliyor

Kalp Atışı: Bazı benzerlikler can sıkıcı olabiliyor
R.I.P. George O'Malley
Yabancı dizilere düşkün birisi olsam bile arada ve tabii ki Türk dizilerine de uğrayan birisiyim. Süre uzunluğundan dolayı pek çok diziyi ıvır zıvır işlerimi hallederken izliyorum ama, öyle de olsa iyi bir seyirci sayılırım herhalde.

Yerli ya da yabancı, dizi izlerken karşımıza gelenler konusunda 'esinlenme' duygusuna kapılanlar oluyordur. Hele hele Türk dizilerinde bu durumun biraz daha fazla olduğunu yazsam abartmış olmam ki bu da çok yanlış değil esasında. Bir noktada türün gerekliliğiyle mecburen çakışanlar oluyor. Bazı esinlenmeler zevk bile veriyor. Ama kimi örnekler insanın gözüne acayip batınca işte o pek hoş olmuyor.

Bu sezonun izlediğim dizilerinden birisi de Kalp Atışı. Medikal dramaları oldum olası sevmişimdir zaten. Doktorlar sayesinde Grey's Anatomy'ye sardığımı hazır gelmişken itiraf etmiş olayım (tersi şeklinde olmaması hala ironik gelir). Geçtiğimiz akşam dizinin 14. bölümünü geride bıraktık. Hiç de fena bir bölüm değildi aslında ama ,hoşuma gitmeyen şeyler olduğunu söylemezsem olmaz.

Grey's Anatomy'yi izleyenler birazdan yazacaklarımı gayet iyi biliyor. Dizinin orijinal karakterlerinden George, 5. sezon finalinde hayatını kaybetti. Nasıl? Otobüs çarparak. Yüzü tanınmaz halde hastaneye gelen ve konuşamayan karakter bir süre o şekilde tedavi edildi. Kimliği bilinmeyen George kazadan dolayı kalem de kullanamadığından kendini olayın başlarında ifade edemedi.

Hastanedekiler orduya katılmaya karar veren George'u vazgeçirmek için aramaya başladılar. Dizinin ana karakteri Meredith, malum hasta onun avcunun içine kendisini tanımlayan '007'yi yazınca George olduğunu anladı.

Kalp Atışı 14. bölümü izleyenler ne demek istediğimi anlamıştır. Dün akşam izlediğimiz bölümde Nesrin'in başına da aşağı yukarı bunlar geldi. Meredith'in yerinde annesini arayan İpek vardı. Nesrin, George gibi ameliyatta ölmedi ve otobüs çarpması başkasını kurtarmaya çalışırken değil gizli sevgilisi kendisinden kurtulmak istediği için oldu. Bunlar da farklılıklar işte.

Ama ben yine de izlerken kendimi rahatsız bir halde buldum. Daha önce de ufak tefek benzerliklerin varlığı dikkatimi çekmişti. Grey's Anatomy'yi bir kenara bırakırsak, hastanenin tepesinden kendisini pat diye aşağı atıveren çalışan da insanın aklına Chicago Med'i getirmiyor değil mesela. Dizinin Kore yapımı Doctors'tan uyarlama olduğunu düşünürek izlerken daha rahattım. Şu noktaya gelene kadar ondan geriye ne kaldı bilmiyorum gerçi, o ayrı.

Elbette George'u sevdiğim ve hala yasını tuttuğum karakterlerden birisi olduğu için olabilir bu bölümdeki rahatsızlık. Belki de türün getirdiği diyerek medikal drama bazında düşünüp üstüne düşmemek gereklidir. Yine de uluslararası kredisi yüksek, ödüllü ve çok sevilen popüler işlerin "zeka" kullanarak yarattığı imgeleri, vakaları bu kadar kolayca esin kaynağı yapmak pek can sıkıcı olabiliyor. Hele de önümüzde Bahar'ın ölümü memnuniyetsizlik yaratsa da Oğuz, Alp, Esma derken kendini izleten ve sevdiren bir dizi varken.



BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER