Lakin sorun şu, bütün bu epik, görkemli sahneler
içerisinde eksik, bir türlü tadamadığınız bir şey var: Duygu ve gerçeklik! Bu
açıdan da film uzun metraj bir savaş oyunu halinden öteye gidemiyor. Bir tür "Call of Duty" senaryosu izliyor gibisiniz. - Gerçekten baştaki o uzun
girizgahı, yazıya girmeyi beceremediğimden yaptığımı düşünmediniz değil mi,
tabii ki bağlayacağım :) - Bu nedenle, evet, bizler gibi erkekler için
cazip, ama uluslararası olmak için fazlaca yetersiz, büyük sahneleri ve büyük
lafları olan, ama buna inandırmaktan aciz durumda. İlk filmdeki (Dağ) fönlü
saçlı komandoyu unutmadık. Bu filmde de var benzer sıkıntılar, ne özel kuvvetlerin paketinden yeni açılmış
kamuflajına inanabiliyorum – Askerlik yaptığımda, açıkçası , değil operasyona
giden, arazide çalışan, masabaşında oturan binbaşımın üniforması bile bu kadar
gıcır değildi-, ne çamurda çatışıp kirlenmeyen, güneşte çalışıp terlemeyen,
saçı başı dağılmayan, vurulduğunda üstündeki kan, ben sokakta 2 şarapçıdan –
evet, bir erkek asla tek kişiden dayak yemez, delikanlılık katsayısına göre bu
sayı 2 ila 7 arasındadır, ben o kadar da delikanlı değilim :) - dayak yediğimde
suratımda oluşandan az olan askerlere inanabiliyorum. Haliyle, az çok askerlik
yapmış ve türün örneklerini çok izlemiş olarak, oradaki bu gıcır askerlerin
ruh hallerine, rahatlıklarına inanmam mümkün olmuyor. 7 kişiyle 200 kişiyi ve
bir tankı karşılayacaksın , rahatlık “ Ya kardeş şunları çabuk öldürelim,
yengeniz bekler.” seviyesinde. Amerikalıların tabiriyle "One final stand"
yapacaksın, bir arada olmaktan
bahsediyorsun, can korumaktan bahsediyorsun, üstelik neredeyse 1-20'sin ama
rahatlık 1500 (yazıyla: binbeşyüz) Eh, bu hali de insanları inandırmak zor
oluyor. 1996 yapımı "The Rock"ın şu sahnesini izleyip, suratlardaki
çaresizliği görüp, filmi izlediğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Toparlamak gerekirse Alper Çağlar iyi ve daha önemlisi yeni
bir sinemacı. Ama ilerlemesi gereken detaylarda 3 filmdir pek de bir ilerleme
sağlayamıyor. Tavsiyem bu yılbaşı için, kendisine iyi bir ekip dilemesi. Zira ,
bu işler ekip işidir, tek göz – ve muhtemelen kendi yeteneklerine olması
gerekenin ötesinde bağlı bir tek göz – olunca işler karışıyor. Hikaye Alper
Çağlar, Yazar Alper Çağlar, Yönetmen Alper Çağlar, Kurgucu Alper Çağlar, ses
Kurgusunu yapan Alper Çağlar, sette yemekleri yapan Alper Çağlar, kıyafetleri
diken Alper Çağlar. Hepsi bir arada fazla geliyor belli ki. Yoksa, doğru ekibi
kurduğu zaman, çok daha iyi filmlerle çok daha iyi yerlerde olabilecek bir
potansiyeli taşıyor.