İçerde: Bize artık Umut verin

İçerde: Bize artık Umut verin
Geçtiğimiz hafta izlediğimiz güzel bölümün hakkını teslim ederek övgülerimi dile getirmiştim. Baştan belirteyim bu hafta aynı duyguları paylaşmıyorum. Nihayet umut veren bir sonla biten bölümün gidişatının nasıl olacağını fragmanı görmeden kestirmek imkânsızdı. Fakat bariz olan bir nokta vardı ki o da Melek’in bu sırrı istese de istemese de o kadar basit bir şekilde gerçek sahiplerine iletemeyecek olmasıydı. Bu büyük sırra sahip olmanın da bir bedeli vardı elbet. Melek’in başına bir şey geleceği çok belliydi. Boşuna Sarp’la çorba-vurulma mevzusunu dile getirmemişlerdi sonuçta.

Gelelim en büyük sorunumuza. Melek’in başına bir şey geleceğini biliyorduk, açıkçası ne zaman geleceğini de biliyorduk. Bölümün başından sonuna kadar Melek’in elindeki bombayı ne kadar da güzel patlatamamasını izledik. Bölümü bitirdiğimizden beri dönüp bakıyorum, düşünüyorum başka ne izledik diye, hiçbir şey olmadığını görüyorum koca 2 saat boyunca. Senaristlerimiz ellerine çok iyi bir malzeme geçtiğinde panik yapıyor sanırım "bunu nasıl hikayeye işlesek?" diye. Başka türlü bir açıklaması olamaz bu kadar boş, vasat bir bölümün çünkü. Heyecan yaratmakla sıkıcı bir hikaye ortaya koymak arasında arafta kalmış gibiler resmen. Merak ediyorum, acaba hiç mi izleyici tepkilerinden sonuç çıkartamıyorlar yazarlarımız? Şahsen ben bölüm sonrası tepkileri okurken artık çok utanıyorum.

Dizinin son viraja girdiğini varsayarsak -ki 2. sezon dedikodularına açıklık getirseler fena olmaz- artık 30 bölümü, yok o içerde yok bu dışarda, şu Celal’e düşman, ama sakın Celal ölmesin, bizim bir Umut vardı nerde o vs. ile iyi kötü geçirdik. Peki, ölür müydünüz 31. bölümün sonunda artık Melek birine şu sırrı söyleseydi ya da en kötü bölüm sonu Mert’e bir Umut işareti çaktıktan sonra falan kendinden geçeydi? Hayatımda izlediğim en kötü dizi çatışması olma yolunda ilerliyor İçerde dizisi. Bir bölüm olayları öyle güzel bam bam bam izlettirip ‘Heyt be!’ dedirtiyorsanız, ertesi hafta böylesine komik bir bölümü seyirciye verince dalga geçmiş gibi oluyorsunuz biraz. Çekene yazık, oynayana yazık, izleyiciye olanı söylemiyorum bile. Ha, ben neden hala izliyorum? Bilmiyorum, 30 bölümün ve sevdiğim birkaç kişi hatrına sanırım. Aklım o saatler içinde başka dizilere kaydı mı? Hem de nasıl. Yine de oturdum, sabırla Melek’in vurulacağını bile bile izledim. Bu hafta da son bir kez iyimserliğimle hoşuma giden noktalara değinip, dizi son virajında istediğimiz kıvama gelene kadar köşeme çekilip beklemeyi düşünüyorum.

Melek’i son iki bölümdür hayranlıkla izliyorum. İyi ki bu muazzam sırrı ilk öğrenen Melek olmuş diyorum. Yazının başında da dediğim gibi elbet pat diye Füsun ya da Sarp’a söylemeyeceği çok bariz ama o yolda biraz heyecan biraz aksiyon yaratın di mi? Davut, Melek’i kaçırdı. Aman ne büyük olay! Davut, oğlum az bir sorgula sen de artık çevreni ya! Dark side’ın içinde babam diye diye boğulacaksın valla. Neyse, Melek’in Celal’e içini dışını dökme sahnesi çok iyiydi. İşte tam da Celal’in yüzüne hönkürmek istediklerimi söyledi. ‘Sen kötü bir adamsın Celal Duman! Kirlenmiş hissettiriyorsun.’ Melek bayağı sert konuştu hakkını vermek gerek. Celal’in en çaresiz zamanında bunların yaşanması çok güzel olaylara vesile olabilirdi fakat nerde? Bir diğer kilit nokta daha doğrusu kilit soru vardı bu bölümde sorulan, Melek’in kendi kendine sorduğu. ‘Mert’in Umut olabileceğini nasıl anlayamadık?’ 30 küsür haftadır biz de bunu soruyoruz inanın. Gerçi bu soruyu daha çok Mert’ten duymak için can atıyorum.

Akla hayale sığmayacak çelişkili diyaloglarıyla karşımıza çıkan vurulma anının görgü tanığının sonu Mert’i yakmak olacaktır haliyle. Yeni bölümden verilen sahnede Füsun’un Mert’in hain olduğunu bildiğini görüyoruz. Bakalım bu olay görgü tanığı sayesinde mi yoksa Melek’in vurulmasından sonra Mert’in yapacağı bir dikkatsizlikle mi ortaya çıkacak?

Şunun şurasında sayılı bölümlerimiz kaldı. Biraz Yılmaz brothers intikamı görmeyi, Celal’e düşman bir Mert görmeyi bize fazla görüyorlar sanırım. Kudret peşimde polis var diye çekip gidemez. Bu kadar basit olamaz. Coşkun şüphesiz dizinin en iyi karakteri. Kusursuz adeta. Çok daha aktif ve hareketli olmalı, daha iyi kullanılmalı. Organize az biraz işe yaramalı. Eylem bari şu son zamanlarında gazeteci kız kimliğine girebilmeli, bazı gerçekleri ortaya dökebilmeli. Şimdi Melek vuruldu diye gelecek hafta kendine gelip Sarp’a Umut’u söylemesin diye hastane, ameliyat, yoğun bakım derken koca bir bölümü daha yerlerse gerçekten ayıp ederler. Finali muhteşem yapacağız hayaliyle o yolda ilerlerken hem reytinglerinizi hem de biz izleyicilerinizi kaybetmeseniz keşke. Bize artık biraz umut verin bence…
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER