46 Yok Olan: Muhteşem giriş sonrası polisiyeye dönüş

46 Yok Olan: Muhteşem giriş sonrası polisiyeye dönüş
Amca sakin! Ben hallettim, yine ben hallederim.
Bu bölüm 46 Yok Olan izlerken meraklı değil, gergindim. Size birinci bölüm yorumlarımı yaparken ilk bölüm gibi bu bölümde de aklımda bin bir senaryo tahmini ile izleyeceğimi sandım. Ancak şu an aklımda tahmin yerine dizinin ilerleyişi ile ilgili deli sorular var. Zira dizi, felsefi ve gizemli bir ilk bölüm sonrası aniden macera dolu bir polisiye oluverdi. Peki nasıl?

Yanılmıyorsam, bu bölüm kimya ya da farmakoloji, bilim ya da Şamanizm ya da din, ruhani hiçbir sahne neredeyse hiç görmedik. Murat cinayet, polis derken o kadar yoğundu ki, laboratuara uğramadı bile. Ceyla desek, bu bölüm bayılma dışında çok pasifti. Hâlbuki ne olabilirdi? Murat ilacı verdikten sonra Ezo’nun vücudu birden sarsılsaydı ve izleyici olarak biz de heyecanlansaydık. Sonrasında Adnan ölmeden, Ceyla ile Murat Ezo için ne yapabilirler ve iksir ile ilgili etkileri ile ilgili ve Ezo’nun hayata dönüşü ile ilgili konuşsalardı. Biraz öğrenseydik vücudumuzda biyolojik olarak neler yapıyor, uzun süre bitkisel hayattaki birine neler yapabilir? Sonra şimdiki gibi Ezo yine gözlerini kapatırdı. 

Sude ise, saniyelik bir meditasyon sahnesiyle ve sonrasında Ceyla ile kurduğu birkaç diyalogla aramızdaydı. Hâlbuki ne olabilirdi? Mesela Sude, Ceyla’ya ondaki bu duygu yoğunluğunun nedenlerini, ayin sonrası rahatlamasının sırrını anlatsaydı. Ayinlerde ve sonrasında, katılanların neler hissettiğinden ya da zihninde neler yaşadığından bahsetseydi. Polisler ikinci kez Murat’ın yanına gelmeden söylediği gibi Murat Sude’ye gidip ona önceki gece olanları ve olabilecekleri sorsaydı. Bunlar bu bölüme biraz renk katabilirdi diye düşünüyorum. Polisiye sevmediğimden değil, bir Behzat Ç., hayranı olarak aksine çok severim. Ancak 46 Yok Olan ilk bölüm sonrası beklentim Bir Ankara Polisiyesi’nden daha faklıydı.

Öte yandan, sanrılar,  zaman kavramı kalmayan ve bir nörolojik değişimler silsilesi dolu sahneler çok güzeldi. İzlerken biz de Murat ile beraberdik, bir Maltepe sahile bir evdeki aristokrat koltuğumuza ve bir de çocukluğumuzdaki travmaya gidip geldik. Adeta bir korku filmi izler gibi, her ses efekti ve sahne değişiminde gerildim. Ancak maalesef ilk bölümdeki kadar heyecanlanıp, meraklanmadım. Dolayısıyla bir izleyici olarak bu bölüm farklı bir dizi izleme beklentim biraz kayboluverdi. Siz ne düşünüyorsunuz? Bu bölüm hayallerimiz suya mı düştü? Umarım gelecek bölümlerde karşımızda,  seri cinayetler işleyen bir Murat ve onu takipte olan birbirine ısınmaya çalışan bir polis ekibi bulmayız.  


Yazı devam ediyor..
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER