Kiralık Aşk: Yazmazsam olmaz.. Kelimeler içimden taşar..

Kiralık Aşk: Yazmazsam olmaz.. Kelimeler içimden taşar..
Yazıma "Aşk"a duyduğum aşkla başlamak istiyorum.. Benim gibiler eminim vardır; aşkın verdiği o tutkuya kalpteki çarpıntısına, midedeki kelebeklenme etkisine vurgundurlar. İşte ben o kadınım..

Şu yukarıda koyduğum fotoğraftaki hınzır “aşık” bakış,



Şu fotoğraftaki tutkulu, odaklı “aşık” bakış,



Şu fotoğraftaki sevdiceğinin tek kalem hareketiyle dünyası şaşan "aşık" bakış,

gibi bir sürü aşk "bağıran" karelere yani "aşık ADAM’a" vurgunum-uz.

Ve eminim ki hepinizin içine ilmek ilmek işlenen bu ve benzeri birçok kare vardır…

Çeşitli konularıma şöyle girmek isterim;

Çeşitli konularım diyorum çünkü inanın kafam, duygularım karıştı.. O nedenle biraz daldan dala gibi oldu, umuyorum sizler dertleşme tadındaki bu yazımı seversiniz..

Ömer, Defne’yi neden sevdi? Çünkü "Ömer'in Defne'si" oldu..

Defne; Ömer nasıl istiyorsa öyle aslında, yani çok fazla "kendi" gibi.. O nasıl oluyor derseniz şöyle ifade etmek isterim. Bu tip kadınlar kolay yönlendirilebilirler, kendi doğruları da vardır evet ama, sevdiceği için o doğruları önemsemezler, yeter ki adı ve sonu mutluluk olsun. Erkeklerin en sevdiği de bu değil midir zaten?

Misal; Ömer değişimde temkinli.. Defne tutarsızca Ömer olma çabasında.. Hepimiz bunu görüyoruz değil mi? 

Bizim Kızıl Sonya'mızın bütün çabası saçmalaması bundandır. İnsan çok aşıkken kaybetme korkusuyla şizofrenik bir hal alabilir; yapmak istemeyeceği şeyler yapıp, hayatını çıkmaza sokabilir, başını sonunu düşünmeden derde sürüklenebilir.. Biz sanırım şu anda öyle bir Defne izliyoruz. Yani Meriç Acemi, Defne sonuna kadar her şeyi ama her şeyi yaptıktan, YETER AMA BENİM DE BİR GURURUM var dedikten sonra rotayı çevirecek sanırım.. Şu anki gidişata duyduğum -üzgünüm ama tam adı bu- öfkenin büyüklüğünü bu çark edişe duyduğum umut serinletiyor dersem, sanırım çok doğru olur.

Neden öfkeliyim? Çünkü yere göğe sığdıramadığım can tanesi İplikçim tam bir mağara insanı kıvamına girmek üzere..  

Benim için arkadaşlarım hep derler ki "ortan yok kızım senin ya enerjin tavan ya da dibin dibindesin". Ama bu Begüm, diğeri Ömer the ADAM.. Gözümüzde bu kadar taçlandırılan bu zat-ı şahane nasıl oldu da sevimsiz Gallo bir adım atsa kucağına koşacak kıvama geldi?

20 küsur bölümdür yukarıdaki özetlediğim duygular vardı benim için. Her cuma televizyon karşısına geçtiğimde bana kollarını açan o gerçek dışı dünyada kendimi o aşkın dibinde bire bir izliyormuşum gibi hissediyordum..

Ama son 10 bölümdür, sevgilim benden ayrılıyor! -muş gibi içimde garip bir sızı, telaş var..

Ne oluyor, ne yapılmaya çalışılıyor anlayamıyorum biri anlamlandırabilir mi?

Ayrılıyorsak bilmek isterim..



Buraya Defne'sini kaybettiğini sanan ACI yüklü Ömer bırakıyorum, ACIM anlaşılsın diye..

Sevgiler,
Begüm.




BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER