Kiralık Aşk: Ateş ile Barut*

Kiralık Aşk: Ateş ile Barut*
Ateşle barut ah yan yana durmaz
Gönül dilinden anla biraz
Bir dokunursan ah dokunursan 
Ellerin mızrap olur bedenim saz
Gözlerim gözlerinden geçerken
Ah yine tövbelerim bozulur 
Kim bilir kaç senedir sana ben 
Hazırım böyle hadi gel hemen hemen 
Fırtına bu, bu afet deprem 
Yıldızları gel topla benden 
Sarsıntılar dağıtsın bizi gel 
Yeniden doğuş bu vazgeç kendinden 
Eriyorum bak mum gibi 
Damlaya damlaya sel oldum al beni sar 
Al darmadağın al dolu dizgin 
Ruhum bedenime dar

Güldüm, ağladım, mutlu oldum, üzüldüm, sevindim,  şoka girdim… Bütün duyguların hepsini birden yaşadım bu bölümde. Bütün bu duyguları birden yaşatacak başka bir dizi var mı, bilmiyorum. Olduğunu sanmıyorum ya da varsa da ben izlemiyorum. Benim için tam beklediğim gibi bir bölümdü. Peki, öyleyse neden bu kadar dağıldım? Bölüm sonunda gözlerim yaşlı darmadağın oldum yahu. Sanırım pek çok kişi benimle aynı fikirdedir. 

Defne ile Ömer, bizim çocuklarımız gibi… Sanki ailemizin bir parçası gibiler. O kadar sahiplendik, aldık, kabul ettik ikisini de. O yüzdendir ki üzülmesinler, acı çekmesinler, bir an önce kavuşsunlar istiyoruz. Heyhat, o kadar kolay değil tabii.

Bu bölüm, “ateş ile barut nasıl yan yana durmaz”  tezini gözümüze gözümüze soktular. Ömer ile Defne her yalnız kaldığında “hah şimdi patlayacaklar” heyecanıyla hop oturdum, hop kalktım. Yazıma da o güzel şarkının sözleri ile başlamam bundandır sevgili okuyucu.  Sanki kıvılcımlar ekrandan fışkırıp biz izleyenleri yaktı geçti. Öyle ateşliydi ortalık!

Aslında bu bölüm her şey dozundaydı. Her karakter hak ettiği zamanı kullandı. Her şey yerinde ve tamdı. O kadar yerinde ve tamdı ki sanırım bu kadar duyguyu birden yaşamamız da bundandı.

Şimdi gelelim yorumlarımıza:

● 27. bölüm yorumumuzda ne demiştik? “Bundan sonra ne mi olur? Ömer ve Defne artık birlikte çalışmaya başlayacaklar. Aşk oyunları devam eder, ama gittikçe derinleşerek. Birbirlerini daha iyi tanıyarak, daha çok bağlanarak, daha çok güçlenerek ve her geçen gün daha da çok severek...” 28.bölüm, bu yazdıklarımın başlangıcıydı. Bölümün ilk sahnesinde Sude’nin odaya dalmasıyla hayallerimiz yıkılsa da, Ömer “aslında çok özel bir şeyi simgeleyen” kalemi bıraksa da, bölüm boyunca geçmişte yaşanan güzel anlara göndermelerle özlediğimiz Defne Ömer sahneleri izledik bol bol. 

● Her şeye sıfırdan başlama fikri hoşuma gitti, ama yaşanmışlıklar o kadar çok ve derin ki başlasalar da sonunu getiremediler tabii ki. Yine de ilk defa, birbirlerine olan aşkları hakkında bu kadar maskesiz, aralarındaki duvarları kaldırarak konuştular. Bu bile büyük bir adımdı Defne ve Ömer için.

● Fragmanı ve özeti yorumlarken “Defne artık kendine "kadın" olarak güvenen bir kadın” demiş, golf fikrinin Defne’den çıkacağını söylemiştim. Yanılmamışım. Aynen öyle oldu. Ah bir de sonunu getirseler tam olacak da.. O da olacak inşallah! 

● Dizimizin bilgesi Necmi Bey yine bilgeliğini konuşturdu. “Mağlubiyettir aşk… Bazen bir selamına bile yenilirsin.” Her şeyin özeti aslında... “Birileri yeniden derin derin nefes almaya başlamış anlaşılan” demesi ise Ömer’i ne kadar tanıdığının, daha da önemlisi ne kadar anladığının bir göstergesi. “Sen halledersin. Yeter ki iste” demesi ise Ömer’i harekete geçiren, aslında “ben sana inanıyorum oğlum” diyen destek sözü. Nitekim geçirdi de…

● Biz, Yasemin’le İsmail’in aşkına hayranken, aşk insanı nasıl değiştiriyor, iyileştiriyor derken; oldu mu şu yaptığın Yasemin? Nasıl söyledin o sözleri bu koca yürekli adama? Sana her zaman destek olan, hep yanında olan İso’ya… Buradan nasıl toparlarsın bilmiyorum, ama işin zor gibi görünüyor. İso’nun benzetmesi müthişti. “Bir arabanın 200 km yaptığını görürsem o arabanın artık 200 yaptığını biliyorumdur”. Yasemin’in yediği haltı ancak bu kadar güzel ifade edebilirdi. Bu arada buraya da bir not düşelim. Kerem Fırtına sen ne müthiş bir oyuncusun. 

● Ben bu ekibin bizi şaşırtmasına bayılıyorum. Hala şaşırtabilmelerine de şaşırıyorum. Yasemin ve Sinan yakınlaşması hiç beklemediğim bir şeydi. Şok oldum resmen! Sonraki bölümlerde nasıl ilerler bu konu bilmem, ama sanki çok uzatmasalar iyi olur. Pek hoşlanmadım ben bu durumdan. İki insan duygusal boşluktayken böyle şeyler yaşanabilir, ama Yasemin ve Sinan yaşamasınlar lütfen.

● Deniz bizi diken üstünde tutmaya devam ediyor. Sanırım biraz daha devam edecek. Hatta ilerleyen bölümlerde harekete de geçeceğini düşünüyorum.  Defne’nin “korkuyorum” demesi, Deniz’in anladığı gibi etkilenmekten değil; Defne gerçekten korkuyor. Hayatının alt üst olmasından, adamın kötü olmasından, yapabileceklerinden…

● Hepimiz Defne’nin gördüğü rüyadan etkilendik değil mi? Hele “belki üçümüz” kısmında eridik. Hep söylüyorum Kiralık Aşk’ta hiçbir söz boşa söylenmez, hiçbir sahne de öylesine çekilmez. Bu rüyayı bir kenara not edelim derim. Defne o rüyayı boşu boşuna görmedi:) 

● Neriman’ın "2. Kiralık Aşk Oyunu" kendi başını yiyecek anlaşıldı. Eymen çok dişli çıktı, ama Sude’ye de âşık oldu. Sude’nin ona karşı ileriki bölümlerde de bir şey hissedeceğini sanmam, ama Sude gibi kötü karakterli biri kendi iyiliği için çocuğu sonuna kadar kullanacaktır buna eminim. 

● Bölüm sonunda Ömer’in hamlesini bekliyordum. Sevdiği kadına bu kadar güzel bakan bir adamdan başka bir hareket de beklenmezdi zaten. Necmi Bey'den de desteği aldı ve düğmeye bastı Ömer’imiz. Bastı da, o düğme çalışmıyor ki çocuğum. Yanlış düğmeye bastın sen. Maalesef yine istediğin cevabı alamayacaksın. Yine bize hüsran, bize yine hasret var yani. Defne de bu konuda çaresiz. Ne yapsın kız? Bu arada sevgili Elçin Sangu, o nasıl gerçekçi bir ağlamadır? Sen ağladın, biz de ekran karşısında ağladık. Çok içtendi gerçekten.

● Amaaaa… En güzelini en sona sakladım. Hep diyorum ya satır araları, satır araları… Gelecek bölümler için tüyoyu bu sefer Neriman verdi. Artık bir “DefÖm” gerçeğimiz var. Bu biiiir.  En önemlisi de “vuslat yakın” dedi. Bu da ikiiii... Ne kadar yakın bilemem, ama çok da uzak olduğunu düşünmüyorum onu da söyleyeyim. 

Meriç Acemi’yi seviyorum. İzleyicisini o kadar güzel takip ediyor, öyle yerlerden bizi yakalıyor ki… Vallahi bravo! Aslında her sorumuzun cevabını dizinin içinde buluyoruz.

Sonuç olarak “Romantik Komedi” tipolojisini hak eden bir bölüm izledik. Gelecek bölümlerin de artık benzer duygular uyandıracağını düşünüyorum. Her zaman olduğu gibi bizim ekibe güveniyorum.

Emeği geçen herkesin eline, enerjisine sağlık!

*Söz: Aysel Gürel
Beste: Garo Mafyan
Seslendiren: Sertab Erener
 
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER