Ali Mertoğlu: Sev onu, kalbi çok çok soğuk, ısıt göğsünde...

Ali Mertoğlu: Sev onu, kalbi çok çok soğuk, ısıt göğsünde...
O kim mi? O kendisi de bilmiyordu aslında. Hayattaydı, yaşıyordu ve zamanla sürükleniyordu. Ne yapmıştı ki ve bu hayata hapis edilmişti? Hak etmediği dayaklar yiyordu. Ses çıkartmıyordu ama canını başkası için veda etmeye hazırdı. Kendisi de söylüyordu "hep bir maske takıyorum" diye ve arkadaş dediği insanların yanında bile yalnız hissediyordu. O kendisini tanımadan ben tanıdım. O kim mi? O uzaydaki mavi gözlü çocuk. Daha kimden bahsettiğimi anlamadın mı? Ali.
 
Sadece 6 yaşındaydı babası onun elini bıraktığında ondan sonrada hiç kimse o eli tutmadı. Kimse uçurumun kenarından kurtarmadı. Ve düştü. Aile; onun için bir anlamı yoktu. Aile; seni yalnız bırakmazdı. Aile; içine yaralar açmazdı ve baban sana ağır bedeler ödetmezdi. Yani, öyle düşünüyordu. Annesine tutunuyordu. Her defasında kendisini annesinin evinde buluyordu. Belki orada istediğini bulabilirdi. Hayat ona gülümsemedi, maalesef annesi babasından da bencildi. Hepsi ruh hastasıydı bazıları manyak öbürleri deli.

Alışmıştı ama, o küçük çocuğu içine gömmüştü. Yeni bir insan yaratmıştı. Sert, acımasız, burnu havada. Güldüğünde aslında acı çektiğini kimse göremedi. Her şey kendisini korumak içindi. Bir daha acıya katlanamazdı çünkü... Uzaklara gidebilseydi, mesela. Uzayda yokluğunu giderebilirdi. Keşke yok olabilseydi, çünkü sonunda içindeki acı onu yok edecekti. Sadece biraz sevgiye ihtiyacı vardı. 
 
Sonra o geldi. Ali nefret ediyordu ondan. Hayati ve güzeldi. Annesi onu çok seviyordu, kendisinden bile daha çok seviyordu. Mavi belki de o zaman anlamıştı. Hayatta istediği tek şey sevgiydi. Ama sevmek neydi ki? Hatırlayamıyordu ve yeniden başka bir Ali yaratmıştı. Sevilen insanın canını yakmak istiyordu, belki içindeki acı öyle dinlenirdi. Dinlenmedi ama, onun canını yaktığında kendi canı da yanıp kül oluyordu. Niye mi? Sevilen kız onun gibiydi. O da başka birisini içine saklamıştı ve Ali o küçük kızı görebiliyordu. Sanki kendisini görüyordu o kızın içinde. 

Can yakarken birbirlerine buldular. Koca gözlü kız, Selin, o altı yaşındaki çocuğu buldu. Ali onu kendisinden uzaklaştırmaya çalıştı. Kalp kırmaya devam etti. Kandırdı. Sadece Selin'in kalbi kırılmadı, acımasız adamınki de parçalandı. “Göğsün ağrıdığında seviyor musun?” diye sordu Ali kendisine. Bu bambaşka bir acıydı. Ve Ali bir anda arkasını dönüp onu sevdiğini anladı. Sevdiği insanı sahiplendi. Sevdiğini  kolluyordu, ayakta tutuyordu. Yalnız bırakmıyordu. Selin’in yapı taşı oldu. Sağlam. Güçlü. Ali koruyucu meleği oldu. 
 
O acımasız adam birden yok oldu, eridi. Sevgiyle doldu. Çok sevmedi, güzel sevdi. Huzurlu ve özgür yanı tıpkı mavi gibi sevdi. Belki de kayıp ruhlar daha farklı severler. Belki Ali Mertoğlular daha bir yürekliler. Ah be Ali yüreğini kalbime saklayabilsem. Bakışlarını hafızama kazıyabilsem. Tanıştınız mı uzaydaki mavi gözlü çocukla? Ben tanıştım ve sadece orada kalmadı. Kalbime dokunuyor. Bende olmayan yaralar açıyor. Anlamadığım kelimeler koyuyor ağzıma. Cümleler yetmiyor. Kalpler kanıyor. Senin... Benim. Niye mi? Çünkü Ali Mertoğlu gibi sevenimiz yok.
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER