Vatanım Sensin: Akıllarda aynı soru, Cevdet öldü mü?

Vatanım Sensin: Akıllarda aynı soru, Cevdet öldü mü?
Kanal D ekranlarında 27 Ekim 2016 tarihinde yayınlanmaya başlayan Vatanım Sensin, 8 Haziran 2017 Perşembe akşamı 31. bölümüyle sezon finali yaparak yaz tatiline girdi. Her hafta büyük bir heyecanla izlediğimiz ve sosyal medyada en çok konuşulan dizilerden biri olan Vatanım Sensin; muhtemelen Eylül ayında ikinci sezonuyla kaldığı yerden devam edecek.

Sezon finalleri hep sarsıcı olur, buna alışığız, yerli dizi izleyicileri olarak. Ama bu da iyice sarstı, Cevdet öldü mü, kaldı mı? Kafamızdaki en deli soru bu şimdi. O kadar uğraştıktan, Azize'yle de her şeyi aydınlığa kavuşturduktan sonra, bir çocukları daha olacağını öğrendikten sonra, üstelik annesi ve çocuklarıyla bir vatanperver olarak yüzleşemeden ölmesini hiç istemiyoruz....

Başka sorular da var tabii ki akıllarımızda. Leon ile Hilal ayrı düştüler. Yeni sezonda nasıl bir araya gelecekler, bu kavuşma nasıl olacak? HiLeon'un vuslatına kadar biz izleyiciler ne kadar acı çekeceğiz?

Hamilton'dan kurtulduk, öyle görünüyor... Tevfik öldü değil mi? Orada hemfikir miyiz? Ölmediyse çok saçma olur. Yeni sezonda hikayede kimler olacak, kimler geride kalacak; ölmeden de ayrılıklar olabilir, bazı yan karakterler elenebilir, yerine yenileri gelebilir diye düşünüyoruz...

Son haftalarda dizinin hikayesinde belirgin bir hızlanma görüldü... Sezon finaline yaklaşırken olaylar çok hızlı şekilde gelişti, birçok gerçek ortaya çıktı. Leon yardım malzemeleri içinde Anadolu'ya giden silahları, Hilal uğruna görmezden geldi ve vatan haini olarak yargılandı. Bu olayın da etkisiyle Hilal'le ilişkilerinde gelişmeler oldu. Miralay sonra Mirliva olan Tevfik'in aslında bir vatan haini olduğu ortaya çıktı. En önemlisi de sonunda hepimizi rahatlatacak bir şey oldu, Azize Cevdet'in aslında bir vatan haini değil de tam bir vatanperver olduğunu, Yunan ordusu içindeki görevinin de Eşref Paşa tarafından kendisine verildiğini öğrendi. Sonra Tevfik Cevdet'ten intikam almak için onun gerçek vazifesini Vasili'ye anlattı. Ve Vasili tarafından tuzağa düşürülen Cevdet'in bütün ailesi, ölüm cezası tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Ama umut her zaman var, özellikle de insan Cevdet kadar zeki olursa ve böyle bir haklı dava için canını ortaya koyarsa... Cevdet bir yolunu buldu ve kendisini vatanı ile ailesi arasında bir seçim yapmaya bırakan Vasili'yi alt etti. Onu en zayıf noktasından vurdu, yıllar önce kaybettiği oğlu Dimitri kozu ile yendi General Vasili'yi...

Geçen bölümün sonunda Cevdet’in zekice planı sonucunda Yunan Ordusu Kumandanı Vasili, Yunan Ordusu’na ihanetten tutuklandı. Cevdet'in bütün ailesini infaz ettirecekken, Ali Kemal'in kendi oğlu olduğunu öğrenince her şey değişti. Cevdet'in zekice manevrasıyla, bir anda roller değişerek, Yunan ordusuna ihanet suçlamasıyla karşı karşıya kalan General Vasili, yargılanarak ölüm cezasına çarptırıldı ve İzmir meydanında kurşuna dizilerek infaz edildi.

Leon’un, babasının infaz edilmesini izlemesi ve çektiği acı, off gerçekten çok etkileyiciydi. Boran Kuzum gencecik yaşına rağmen, çok çok iyi bir oyunculuk sergiliyor; yine harikaydı. Abartmadan, ıkınıp sıkınmadan, yürek baymadan acıtıyor insanın canını; tertemiz oyunculuğuyla yapıyor bunu…

Vasili’ye de acıdık, özellikle de o buz gibi askerin, göreviyle ilgili değil de oğlu Dimitri için ölüme gitmesi hüzünlüydü.

Vasili kendince görevinin gereğini yaptı her zaman. Cevdet nasıl vatanı için canını ortaya koyduysa Vasili de kendi devletinin idealleri uğruna savaştı. Devletlerin ideallerinin hümanizm ile çatışması sorun zaten. Vatansever bir asker olarak çalışmak tamam, ama bir ülkeyi işgal etmek, masum insanların canına kıymak, köy yakmak, intikam hissiyle hareket etmek, bunlar asla affedilecek şeyler değil tabii. Bir de Cevdet’in Vasili’ye söylediği şey, “Beni zevcemin ve kızlarımın namusuyla tehdit ettiniz” Bu da gerçekten kan donduran bir konuydu; geçen bölümde Vasili'ye olan hıncımızı kat kat arttırmıştı. Ama ölüm, insan düşmanına da üzülebiliyor. Özellikle de karısı Veronika'yla vedalaşması dokunaklıydı. "Oğullarıma onları sevdiğimi söyle" derken üzülmemek elde miydi?

"Her şey bitti, hep birlikte Ankara'ya gidiyoruz" derken Mustafa Kemal'e yapılacak suikastın bilgisi Cevdet’i yine çok zorladı. Daha sonra da Yunan yönetiminin taarruzdan vazgeçmediğini ve Atina’dan yeni komutanlar geldiğini öğrenmek, Cevdet’i tekrar bir seçimin eşiğine getirdi, ya kendi canı ya vatanı. Tabii ki o yine hiç düşünmeden vatanını seçti. Ankara’ya gitmek için annesi ve kızlarıyla yola çıkan azize ise Cevdet’i beklerken onun yolladığı veda mektubunu alınca hıçkırıklara boğuldu, kahroldu. yine bir seçimin eşiğine gelecek. Cevdet'in sınavları zaten bitmiyor.

Diğer yanda Ali Kemal, Yunan olduğunu, hem de en nefret ettiği adamın oğlu olduğunu öğrenmek, ona intiharı bile düşündürdü. Leon’la hesaplaşmaları, Veronika’yla karşılaşmaları, özellikle Vasili’nin mezarı başındaki sahne, gerçekten çok etkileyiciydi…Orada özellikle Boran Kuzum ve Senan Kara inanılmazlardı, resmen yüreğimizi dağladılar. Kubilay Aka da oldukça iyiydi.

Leon ile Hilal’e gelirsek, her zamanki buluşma yerlerinde tepede iki kısa buluşmaları oldu. Leon Hilal’e Atina’ya birlikte gitmeyi teklif etti. Hilal kabul etmedi. Ama Leon yine bekleyecekti… Bekledi ama Hilal gelse de görünmedi, uzaktan, gözyaşları içinde yolcu etti sevdiğini…

Hilal gitmedi ama Ali Kemal onlarla birlikte Atina’ya gitti. Bizimle gel, doğduğun toprakları gör demişti Ali Kemal’e. Azize’ye danışıp kararını verdi Ali Kemal. Azize’nin söyledikleri onu sakinleştirdi… Geçici bir süre için de olsa gitmesi gerekiyordu; onu doğuran annesi ve damarlarında aynı kan dolaşan kardeşiyle birlikte olması, onlarla da bir aile olması gerekiyordu, ve gitti. Oğlunu karşısında gören Veronika’nın sevinci görülmeye değerdi.

Cevdet’e gelelim; süper kahramanımız Cevdet. Canını vatanı ve sevdikleri için feda etmekte bir an olsun tereddüt etmeyen, ne vatanından ne de ailesinden vazgeçen Cevdet; vicdanlı, adil, cesur, sevgi dolu Cevdet; bir kalbe vatan sevgisi, insan sevgisi, aile sevgisi ve büyük bir aşkı sığdırabilen Cevdet... Ayy, saydıkça içi fena oluyor insanın; keşke böyle adamlar gerçek hayatta da fazlasıyla olsa, dünya ne güzel bir yer olurdu...

Neyse, biz Cevdet'in yaptıklarına dönelim; Atina’dan gelen taarruzu yönetecek yeni komutan ve üst düzey diğer askerlerin hepsini, evet hepsini birden yok etmesi gerekiyordu Yunan taarruzunu önlemek için. Ve öyle de yaptı. Bir masa dolusu üst düzey askeri takır takır vurdu, o sırada kendisi de yaralandı. İçeriye giren askerlerle çatışmaya başladı, epeyce de kurşun yarası aldı ve o sırada hazırlamış olduğu saatli bomba infilak etti, karargah havaya uçtu. Cevdet öldü gibi. O sırada Mustafa Kemal’e yolladığı mektup okunuyordu Paşa tarafından…

O kadar çok yara alan Cevdet’in ölmesi beklenir, ama Cevdetsiz bir Vatanım Sensin de düşünemiyoruz… Bekleyip göreceğiz…

Finalde meclisin açılışı, tüm yurtta ve İzmir’deki sevinç gösterilerini izledik, duygulandık ve bölüm, aynı zamanda da sezon burada bitti…

Güzel bir sezon finaliydi. Bütüne bakarsak çok uğraşıldığı belliydi ama, sanki "sezon finali" diye, "tatile gidiyoruz" diye hafiften bir aceleye getirilmişlik, özensizlik de vardı bazı yerlerde, doğruya doğru. Ama, "Mükemmel diye bir şey yok, mutlak kusursuzluk peşine düşünce hiçbir şeyden zevk alamaz insan." diyoruz ve Türk televizyonlarının yüz akı projelerinden biri olan Vatanım Sensin'i sevgiyle selamlıyoruz...

Herkesin yüreğine, emeklerine sağlık… Yeni sezonu merakla bekleyeceğiz, uzun bir bekleyiş olacak ya, hadi hayırlısı...
BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER