Aşk Hikayen Düşmüş: Aşkın gözü kör mü acaba?*

Aşk Hikayen Düşmüş: Aşkın gözü kör mü acaba?*
Tiyatro Hayali Galerisinden alınmıştır.
Elbette Emre Mollaoğlu ^^
"Ne dersin aşkın gözü kör mü acaba
Uyan artık bitti bu rüya
Seviyor sevmiyorsan boşver aldırma"

Aşkın gözü mü kör yoksa kör oldukça mı aşık olmak istiyoruz? Belki de aşkı kalıplara sokmaya çalışıyoruzdur belki de kılıf uydurmak kolay geliyordur.

Amannnn boşver aldırma. ^^

Tiyatro Hayali'nin ilk oyunu, gözbebeği "Aşk Hikayen Düşmüş" Ahmet Sami Özbudak'ın kaleminden çıkıp Emrah Eren'in rejisiyle buluşmuş. Albatros kuşlarıyla başlayıp gerçek hayatın tam da ortasına konuyor.Tıpkı ismi gibi aslında oyun. Bu hikaye somut şekilde yere mi düşüyor yoksa soyut şekilde düş olarak mı??? Bi' dakika Albatros'un hikayesini biliyor musunuz? Ruh eşini arayan canlı ve bulamazsa ASLA başkasıyla olmayan canlı... Oyunun tam da kilit noktası burası. Sonrası müzikler, tefler, çalgılar, sazlar, sözler...

Gökyüzünden yeryüzüne gelen Albatros'un buralarda eşini arayışı. Başka bedenlerde üstelik. Küçüklük halinden yetişkinlik dönemine kadar. Doğumdan ölüme, baştan sona ruh eşini arayış hali. Mesela oyunu izlerken diyorsunuz ki acaba bunlar düş mü? Sonra bi' sahneyle beraber "Aaaaaa dün yaşadım bu sahneyi/ x yaşadı bu sahneyi." Derken buluyoruz kendimizi. Sonra dönüyorum sağa doğru ve "Ruh eşi var mı?" Sorusu dolanıyor beynimde, çınlıyor kulaklarımda.

Kuklalar, maskeler, hayal satanlar, vapurlar, martılar...
Şairler, yazarlar, müzisyenler...
Seyirciler, sesler, düşler...

Ahhhh işte yine döndük mü en başa...

Keyifle, neşeyle, heyecanla... Adeta sihirbazın şapkasından başka neler çıkaracağını bekleyen küçücük çocuklar gibi..


Çok güzel sahneler... Çok amaçlı kostüm... Işıl ışıl dekor... 

Özbudak yine başka dünyalara götürüyor bizi, her yerden selam getiriyor bize ve bizden de her yere sevgi gönderiyor. Böylesine oyunu Emrah Eren öyle tatlı ve hoş yönetiyor ki ahhh nasıl mest oluyorsunuz anlatamam. Utku Demirkaya'nın yine o dünyaya ait hareket tasarımı enfes. Her şeyiyle tastamam bi' oyun izliyorsunuz anlayacağınız. Hatta öyle kaptırıyorsunuz ki kendinizi o dünyada kalayım istiyor bedeniniz, kalbiniz...

Ve ve ve Ayça Koyunoğlu ve Fatih Koyunoğlu sahnede harikalar yaratıyorlar. Biliyor musunuz izlerken nerelerden nerelere götürüyorlar sizi. Yazının başlığını da oyun sonrası dilinizden asla ama asla düşüremeyeceğiniz şarkıyı seçtim.

Çünkü düşmüyor dilden
Çünkü geliyor kalpten
Çünkü Ayça çok iyi söylüyor (şurada gözümden çıkan kalpleri görüyorsunuz diğmiiiiii ^^)

Ruh eşimiz var mıdır bu dünyada? Ruh eşimize kavuşabiliyor muyuz? Gerçek mi sevdiğimiz insanlar yoksa öyle mi olmasını düşlüyoruz? Neler istiyoruz karşımızdaki insandan? Neler bekliyoruz hayattan? Midemizde uçuşan kelebekler düş mü yoksa? Gerçek ile hayal arasında yerde miyiz? Yoksa düş mü bu anlatılan hikayeler? Ahhhh karmaşıklıklar labirentinin içindeyiz izlerken oyuncuları. Pekiiii ya hikayeler nasıl başlamalı nasıl bitmeli? Bu hikaye nasıl sonlanacak? Söylemek yok, ipuçları mevcut her yerde. Ve ve ve iyi ki Ayça ve Fatih Koyunoğlu Baba Sahne üzerindeyken izledim bu muhteşem oyunu...

Oyundan çok tatlı bi' cümleyle bitiriyorum yazıyı...

"Yalnızlık eviniz olacak kadar sevdiniz mi birini?"

Sevgiler...




OYUN KÜNYE BİLGİLERİ

Yazan: Ahmet Sami Özbudak
Yönetmen: Emrah Eren
Oyuncular: Ayça Koyunoğlu, Fatih Koyunoğlu
Dekor/ Kostüm Tasarım: Merve Yörük
Hareket Tasarımı: Utku Demirkaya
Yönetmen Yardımcısı: Ahmet Balta
Işık Tasarım: Uğur Aksu
Müzik: Deniz Bayrak, Faruk Üstün, Bahar Uyandıran
Sahne Amiri: Yasemin İşcan
Fotoğraf: Emre Mollaoğlu
Asistanlar: Delal Yıldırım

BUNLARI DA SEVERSİN

BİZE YAZIN!
Ad
Soyad
e-mail
Mesajınız
GÖNDER